28 Ağustos 2026

​26-30 AĞUSTOS 1922 BÜYÜK TAARRUZ VE ZAFER’E GİDEN YOL Nusret Karaca

​26-30 AĞUSTOS 1922 BÜYÜK TAARRUZ VE ZAFER’E GİDEN YOL Nusret Karaca ​30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi sonrası işgallere karşı Mustafa Kemal önderliğinde birleşen Türk halkının, yokluklar içerisinde giriştiği destansı bir direniş öyküsüdür Ulusal Kurtuluş Savaşı... ​İtilaf Devletleri; istediklerini, istedikleri yerde ve istedikleri gibi yapamayacaklarını ilk olarak Anadolu topraklarında anladılar. ​Hazırlık ve Cepheler Dönemi ​Ulusal Kurtuluş Savaşımız adım adım şekillendi: ​Hazırlık Dönemi: Kuvâ-yı Milliye ruhu, Genelgeler, Kongreler ve TBMM'nin açılışı... ​Teşkilatlanma: Düzenli ordunun kurulması. ​Sıcak Savaş Dönemi: Doğu, Güney ve Batı cephelerindeki amansız mücadeleler. ​Doğu ve Güney Cepheleri Diplomatik Başarıları: ​Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920): Ermenilere karşı kazanılan zafer sonrası imzalandı. 1. TBMM'nin ilk siyasi başarısıdır. ​Moskova Antlaşması (16 Mart 1921): 1. İnönü Zaferi sonrası Sovyet Rusya ile imzalandı. ​Kars Antlaşması (13 Ekim 1921): Sakarya Zaferi sonrası Kafkas Cumhuriyetleri (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan) ile imzalandı. ​Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921): Sakarya Zaferi sonrası Fransızlarla imzalandı ve Güney Cephesi kapandı. ​Büyük Taarruz Kararı ve Hazırlıklar ​Çarpışmaların en şiddetli olduğu Batı Cephesi'nde kazanılan Sakarya Zaferi sonrası İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşması üzerinde küçük değişiklikler içeren bir barış önerisi sundu. Ancak Mustafa Kemal, Türk milletinin bağımsızlığına aykırı olan bu maddeleri reddetti. ​Yunanlılar; Eskişehir, Afyon ve Uşak hattında son model silahlarla donatılmış güçlü bir savunma cephesi oluşturmuştu. ​Akşehir Toplantısı (27-28 Temmuz 1922): Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak, İsmet İnönü, Nurettin Paşa, Yakup Şevki Subaşı, Fahrettin Altay, Asım Gündüz, Salih Bozok ve Şükrü Sökmensüer'in katılımıyla Büyük Taarruz kararı alındı. ​Gizli Sevkiyat: Mustafa Kemal, düşmanı şaşırtmak amacıyla 17 Ağustos'ta Ankara'dan ayrılıp Konya üzerinden Akşehir'deki ordu karargâhına geçti. 25 Ağustos'ta ise Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte taarruzun yönetileceği Kocatepe'ye ulaştı. ​"Ordular! İlk Hedefiniz Akdeniz'dir, İleri!" ​26 Ağustos sabahı başlayan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar Zaferi ile düşman savunma hatlarının imha edilmesini sağladı. Mustafa Kemal tarihi emrini verdi: ​"Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" ​Falih Rıfkı Atay, bu tarihi emrin yarattığı hissi şöyle aktarır: ​"Ben ömrümde hiçbir edebiyat eserinde, ordulara ilk hedeflerinin Akdeniz olduğunu bildiren günlük emri okurken duyduğum zevki duymadım. Bu, bütün heyecanların üstünde bir heyecan veren, bütün şiirlerin üstünde bir şiirdir. Ne olmuştuk, biliyor musunuz? Kurtulmuştuk." ​İsmet, Fevzi ve Nurettin Paşaların komutasındaki Türk Ordusu geri çekilen düşmanı takibe başladı. Yunan ordusu kaçarken kasabaları ateşe verdi; Eskişehir, Nazilli, Simav, Salihli, Aydın, Manisa ve Bursa tek tek kurtarıldı. ​9 Eylül 1922'de Türk Ordusu ateşe verilen İzmir'e girerken, Yunan kuvvetleri panik içinde gemilere binerek kaçıyordu. Böylece 1683 İkinci Viyana Kuşatması'ndan beri süregelen savunma dönemi sona erdi ve Türk ordusu kesin bir zafere ulaştı. ​Zaferden Cumhuriyete ​Hemen ardından diplomatik ve siyasi zaferler geldi: ​3-11 Ekim 1922: Mudanya Ateşkes Antlaşması ​24 Temmuz 1923: Lozan Barış Antlaşması ​Hiçbir şey kolay kazanılmadı... Bu topraklar 9.168 şehit ve 31.173 gazi pahasına vatan yapıldı. Ve nihayetinde 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. ​Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri, zafere giden bu yolun en büyük teminatıdır: ​"Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyet'i biz kurduk, onu yüceltecek ve yaşatacak olan sizsiniz." ​* Kaynak Notu: Eğitim Enstitüsü ders notları; panel, seminer ve söyleşi notları. Prof. Dr. Toktamış Ateş (Devrim Tarihi), T.C. Kültür Bakanlığı (Atatürk - Mehmet Özel), Prof. Dr. Enver Ziya Karal (T.C. Tarihi), Falih Rıfkı Atay, Prof. Dr. Hamza Eroğlu (Atatürk'ün Hayatı ve Kişiliği, s. 67), Mahmut Ürküt (T.C. İnkılap Tarihi, s. 104-106). ​
← Yazılar