Şiirler

Şiir başlığına dokunarak metni açabilirsiniz.

BUGÜN (Sabah),(Öğle),(Akşam)

BUGÜN (Sabah) Bugün yağmur yağıyor Bugün şiir yazmalıyım Uzatmalıyım ayaklarımı denize Dalgalar vurmalı dizlerime kadar

BUGÜN (Sabah) Bugün yağmur yağıyor Bugün şiir yazmalıyım Uzatmalıyım ayaklarımı denize Dalgalar vurmalı dizlerime kadar Elimi birinin omzuna atmalıyım Bugün yağmur yağıyor Sırılsıklam olmalı saçlarım Elimde olta Ve küçük bir sandalda Balık tutmalıyım adalara karşı Bugün yağmur yağıyor Sımsıkı tutmalıyım sevdiğimin ellerini Sonra Dönüp bakmalıyım gözlerinin içine Ardından Doyasıya kucaklamalıyım Bugün yağmur yağıyor Evet!...Evet!... Bugün ben Şiir yazmalı Şiir gibi yaşamalıyım (Nusret Karaca) ... BUGÜN '"öğle' Bugün Öylesine hırçın ki deniz Kayalara değil Yüreğime vuruyor dalgalar Uzaklarda Bir o yana Bir bu yana sallanıyor Balıkçı motorları Ağlar oltalar atılmış İçindekilerin tek derdi Bugün ekmek paraları Kayalara değil Bugün Yüreğime vuruyor dalgalar Sahilde Beyaz bir kaniş Tüyleri pırıl pırıl Oyuncak kemiğiyle oynuyor Az ötede Havlamaya bile gücü kalmamış karabaş Üzeri kir pas içinde Zavallı Uyuya kalmış Nedense Dalgalar vuruyor bugün yüreğime Dadısının kucağında Bir çocuk gülümsüyor karşı pencerede Dışarıda bir çocuk titriyor Yaktığı ateşin başında Isınmaya çalışıyor Bense Dalmış gitmişim Okulun balkonunda Lodosa'mı yenilmişim Yoksa ağlamaklı mıyım ne Bugün Deniz öylesine hırçın ki Moda'da Kayalara değil Sanki Yüreğime vuruyor dalgalar Nusret Karaca ... BUGÜN (Akşam) Bugün Rüzgarla kucaklaştım ben Önce Lodos okşadı saçlarımı Ardından poyraz Fırtınalar koptu Şimşekler çaktı yüreğimde Yağmur damlaları süzüldü yanaklarımdan Yağmurla kucaklaştım Sonra Sen gözüktün uzaklarda Sisli puslu Yaklaştım Sırılsıklamdı saçların Sarıldım Sanki o an Güneşle kucaklaştım Nusret Karaca ... (*) "Öylesine Esti ki Rüzgâr"adlı kitabımdan.

Tam sayfa

ÖZ SÖZ

ÖZ SÖZ Güneş doğmuş gülüşüne Gökyüzü kadar Derin bakışın Nusret Karaca

ÖZ SÖZ Güneş doğmuş gülüşüne Gökyüzü kadar Derin bakışın Nusret Karaca

Tam sayfa

İÇİNDEKİ BAHAR

İÇİNDEKİ BAHAR Bir küçük umut yaşam Mevsimler bahane Sen içindeki bahara bak Kokla koklayabildiğince çiçekleri Bağ da

İÇİNDEKİ BAHAR Bir küçük umut yaşam Mevsimler bahane Sen içindeki bahara bak Kokla koklayabildiğince çiçekleri Bağ da bahçe de sensin Bahçıvan da Sonra Topla gökyüzünden yıldızları Serp yüreğine birer birer Geceleri Ne istersen Onlar girsin düşlerine Nusret Karaca

Tam sayfa

ÇİZGİ

ÇİZGİ ​Ele yazılır not Gizliyse bir şeyler Kalem can Kalem dost ​Bir yerlerde saklanır anı Dört yapraklı yonca umut Ya d

ÇİZGİ ​Ele yazılır not Gizliyse bir şeyler Kalem can Kalem dost ​Bir yerlerde saklanır anı Dört yapraklı yonca umut Ya da varsa oyalı mendil Düşler yastık altı ​Kutsaldır ter/emek Yaşam sert Aşk yumuşak Yüzde kaç bilgelik ​Nusret Karaca

Tam sayfa

ÇOCUKLAR

ÇOCUKLAR Sabahın erken/ve kahvaltı saatinde Bir pazar günü Hani yağmur yağıyordu ya Hani kar'a dönüşmüştü ya hava B

ÇOCUKLAR Sabahın erken/ve kahvaltı saatinde Bir pazar günü Hani yağmur yağıyordu ya Hani kar'a dönüşmüştü ya hava Beni gördün gülümsedin Çok utandım çocuk Dışarısı buz gibi Bu sana yeter mi bilmem ama Merhaba demek geldi içimden sana Merhaba Merhaba be çocuk! Nusret Karaca

Tam sayfa

YAZ Kİ!

YAZ Kİ! Çiçek bahçelerinde kucakla güneşi Yaz ki Anlasınlar yüreğine vuran sıcaklığı Ve bilmezler ki Kalem tutan el Ate

YAZ Kİ! Çiçek bahçelerinde kucakla güneşi Yaz ki Anlasınlar yüreğine vuran sıcaklığı Ve bilmezler ki Kalem tutan el Ateşe de uzanır Nusret Karaca 2023

Tam sayfa

ZEYTİN DALLARI

ZEYTİN DALLARI Kuşları saldım kafeslerinden Anladım Zoraki olmuyor barış Yere düştü gagalarından Daha Gökyüzüne havalan

ZEYTİN DALLARI Kuşları saldım kafeslerinden Anladım Zoraki olmuyor barış Yere düştü gagalarından Daha Gökyüzüne havalanmadan Ellerimle saldığım kuşların Zeytin dalları Sonra Hiç dönmediler Belki çok Ama çok uzaklarda Yeni bir dünyanın keşfindeler Bense hala Ütopyaların peşinde Anladım Yorgun kuşlar Ve zeytin dallarıyla Zoraki olmuyor barış Nusret Karaca

Tam sayfa

ÇERÇEVE

ÇERÇEVE Önce Renkleri koydum yan yana Sonra Ağaçlar...Dallar... Yapraklar çizdim Barış güvercinleri dadandı her birine

ÇERÇEVE Önce Renkleri koydum yan yana Sonra Ağaçlar...Dallar... Yapraklar çizdim Barış güvercinleri dadandı her birine Düşüncelerim çiçek açtı En son Kuşlar yuva kursun Meyve versin diye ağaçlar Bir çerçeve çizdim Tüm yaptıklarıma Nusret Karaca ...

Tam sayfa

KENDİMCE...UZAKTAN

KENDİMCE...UZAKTAN Yüzünün yarısına şiir yazdım Gülümsüyordu Diğer yarısını Gövdesi kaplamıştı koca ağacın Kim bilir ne

KENDİMCE...UZAKTAN Yüzünün yarısına şiir yazdım Gülümsüyordu Diğer yarısını Gövdesi kaplamıştı koca ağacın Kim bilir neler düşünüyordu Şimdi Yarısı bende kaldı bu şiirin Göremediğim yüzün de Yalnızca sende Nusret Karaca

Tam sayfa

BİR MEMLEKET KOKUSU

BİR MEMLEKET KOKUSU Dağlarımı verin bana Özlemişim kekik kokularını Sırtımdan alın kentlerin yorgunluğunu Tatlı bir rüz

BİR MEMLEKET KOKUSU Dağlarımı verin bana Özlemişim kekik kokularını Sırtımdan alın kentlerin yorgunluğunu Tatlı bir rüzgar essin yanaklarıma Ovalarımı açın bana Dallarından meyvelerini toplayayım ağaçların Sere serpe uzatayım ayaklarımı Akan derelerin buz gibi sularına Köylerimi kurun bana Kilimler,halılar dokusun köy kızları Kerpiç duvarların her birinde asılı dursun sazlar Sevda türküleri okuyayım kulaklarına Yurdumu gösterin bana Her yerinde buram buram"biz" kokalım Sevgi fışkırsın her karışında toprağımın O zaman Zeytin dallarından taçlar yapayım saçlarına Nusret Karaca

Tam sayfa

SÖZCÜKLE DİLE GELİNCE

SÖZCÜKLE DİLE GELİNCE Bazen Uçuşur kağıt Düşünce Havada asılı Kalem tek başına Yol tıkalı Notalar dönüşür Hiç yazılma

SÖZCÜKLE DİLE GELİNCE Bazen Uçuşur kağıt Düşünce Havada asılı Kalem tek başına Yol tıkalı Notalar dönüşür Hiç yazılmamış dizelere Düşünce Yine yapar yapacağını Şarkı bilinen şarkı Şair Hep aynı Ne yokluğu kâğıdın Ve kalemin Ne tutsaklığı dilin Bilekteki kelepçe durduramaz Uçuşmasını harflerin Sözcükler dile gelir Sessizdir,serttir Yine yazılır bir şekilde Bir yerlere Şair bu durmaz Her daim şiir Her yerde şair Nusret Karaca

Tam sayfa

SEVGİYE AZ KALDI

SEVGİYE AZ KALDI Bak Nasıl gülümsüyorsun artık Eskisi gibi çatık değil kaşların Balkona çiçekler koymuşsun Kuş da besli

SEVGİYE AZ KALDI Bak Nasıl gülümsüyorsun artık Eskisi gibi çatık değil kaşların Balkona çiçekler koymuşsun Kuş da besliyorsun Bağırıp çağırmıyorsun her şeye Duydum Evini de boyatacakmışsın Desene Sevgiye az kaldı Nusret Karaca

Tam sayfa

AY VURUYOR YÜZÜME

AY VURUYOR YÜZÜME Bazen Bir yürek kalabalığıdır yaşam Her atış Uzaklardan bir sese cevap Yıldız yıldız a bakar-yan yana

AY VURUYOR YÜZÜME Bazen Bir yürek kalabalığıdır yaşam Her atış Uzaklardan bir sese cevap Yıldız yıldız a bakar-yan yana Güneş tek Ama hem aydınlık Hem sıcak Isıt içimi yaşama sevinci Ay vuruyor yüzüme Yalnızlık benden çok uzak Nusret Karaca

Tam sayfa

RÜYA

RÜYA Rengârenk çiçekler gördüm rüya'mda Engin denizlere açılmışım Nasıl da uçuşuyordu martılar tepemizde Ne dalgaları h

RÜYA Rengârenk çiçekler gördüm rüya'mda Engin denizlere açılmışım Nasıl da uçuşuyordu martılar tepemizde Ne dalgaları hatırlıyorum/Ne rüzgârı Aslında Ne de rüya'mın Senden ötesini Nusret Karaca

Tam sayfa

23 NİSAN... BUGÜN ELBETTE ÇOCUK.... ELBETTE ŞİİR.... Nusret Karaca

23 NİSAN... BUGÜN ELBETTE ÇOCUK... ELBETTE ŞİİR... Nusret Karaca "Bir Çocuk Resmi"çiz...Sonra "Derin Bir Ma

23 NİSAN... BUGÜN ELBETTE ÇOCUK... ELBETTE ŞİİR... Nusret Karaca "Bir Çocuk Resmi"çiz...Sonra "Derin Bir Mavi"... Senin Yerin Yüreğim!... O zaman;"Çocuk Ben"den Çocuklara..." BİR ÇOCUK RESMİ "Çocuk! Ne güzel şey! Demek biz de böyleymişiz!" Demiş yüce Ata'm Bayram yapmış 23 Nisan'ı her birimize Şimdi ne zaman Bir çocuk görsem Aç, ezik... Ya da yüzü gözü çizik Gülümseyen Bir çocuk resmi çizerim defterime Onların yerine Ellerinde oyuncaklar Doyururum karınlarını Kendimce Nusret Karaca ... DERİN BİR MAVİ Masmaviydi gözleri Derin bakıyordu “Geldikleri gibi gidecekler” Diye haykırdı Ve de gittiler Egemenlik milletindi artık Her 23’ünde Nisan’ın Çocuklar eğlendiler Nusret Karaca ... SENİN YERİN YÜREĞİM "Kitapçıktan" ÖN SÖZ Sevgili Çocuklar; Elime kağıdı, kalemi aldığımdan beri hep bir şeyler yazmaya çalıştım. Karalamalar resimlere, harfler sözcüklere, sözcükler dizelere, bazen de düz yazılara dönüştü. Ben öncelikle bir eğitimciyim. Branşım Tarih olduğu ve sizleri de çok sevdiğim için bu küçük kitapçığı sizlere armağan ediyorum. NEDEN ATATÜRK? Bana özgürce düşünme, yazma olanağını verdiği; bağımsız, çağdaş bir ülkede soluk almamı sağladığı için. Haksız mıyım? Ben borcumu ödüyorum! ... M.Kemal Atatürk diyor ki; "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize öncelikle,Türkiye'nin özgürlüğüne,kendi benliğine, ve Milli mücadele geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etme gerçeği mutlaka öğretilmelidir." SENİN YERİN YÜREĞİM Bugün 19 Mayıs Samsun'da doğdu güneş İşgal altında yurdum Halkım Kemal'le birleş Amasya'dan duyurdun Büyük Türk Ulusuna Bütünlüğü vatanın Kurtulacak onunla Erzurum'da doğu'ydu Yalnızca düşünülen "Vatan bütündür'dedin Ulus koştu peşinden Sivas'ta zorluk çektin Yine de hiç yılmadın Hainler peşindeydi Hiçbirinden korkmadın Önce meclisi kurdun Orda birlik yarattın Güvendiğin halkınla Düşmana savaş açtın Cephelerde düşmani Birer birer yıldırdın İngiliz'i ,Yunan'ı Yurdumuzdan kaçırdın Padişah gitti yurttan Kalmadı artık sultan Vatan minnettar sana Tek önder sensin Ata'm Devrimlerin yol oldu Ezilmiş uluslara Egemenlik armağan Senden çocuklarına Biz seni önder bildik Küçük yaşlardan beri Tek yol senin yolundur Dönmek yok artık geri Eserin Cumhuriyet Emanettir bizlere Ne zorluklar çektik biz Yıktırmayız kimseye Yurtta,Dünya'da barış Oldu temel ilkemiz Ülken sağlam ellerde Ata'm biz iz'indeyiz ATA’m senden öğrendik Hep ileri bakmayı Yaktığın meşaleyi Karanlığa tutmayı Senin yerin yüreğim Işığın hiç sönmedi Düşmanlar şunu bilsin Atatürk hiç ölmedi Nusret Karaca ... "Bütün dünya ülkeleri bize bunu açıktan açığa ispat eder;En uzakta sandığımız bir olayın,bize birgün dokunmayacağını bilemeyiz." M.Kemal Atatürk (ASD,Cilt II 1952) Atatürk diyor ki: ‘Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin; hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engeller de yığacaklardır. Kendini büyük değil küçük, zayıf ,araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin. ... ÇOCUK BEN" den "ÇOCUKLARA" Samsun'da doğdu ilk kez Egemenlik güneşi Yanı başında Havza Bir adım ötesi... Amasya Türküler söyleniyor Ankara'nın taşlarına Bir Meclis ki Anadolu'nun Tam ortasında Koşun... Işıklara koşun çocuklar Aydınlık günler sizin Bugün Yirmi Üç Nisan Öyle bir miras ki Ata'nızdan armağan Nusret Karaca

Tam sayfa

BEN SARAYBOSNA...BEN MOSTAR...

BEN SARAYBOSNA...BEN MOSTAR... Bu yağmur Hiç dinmeyen...geldiğimizden beri Kimlerin gözyaşları üzerimize yağan Bastığı

BEN SARAYBOSNA...BEN MOSTAR... Bu yağmur Hiç dinmeyen...geldiğimizden beri Kimlerin gözyaşları üzerimize yağan Bastığımız yerden mi geliyor burnumuza Barut kokusu Kimlerin ayak izleri kazınmış evlere,odalara Çocuk..Genç..Yaşlı... Soluğunu almak varken gökyüzü'nün Neden karıştılar topluca Kucak kucağa Doğdukları Ana baba toprağına Söyle! O zamanlar Nereye saklandın Ey insan! Nusret Karaca (Balkanlardan Getirdiklerim) 25 Haziran- 2 Temmuz 2018

Tam sayfa

İNSAN!

İNSAN! Etrafta kan kokusu var Nefrete bulaşmış el, tetikte Etrafta barut kokusu Namlunun ucu kime çevrili Kim saklar ka

İNSAN! Etrafta kan kokusu var Nefrete bulaşmış el, tetikte Etrafta barut kokusu Namlunun ucu kime çevrili Kim saklar karanlık yüzünü Etrafta sis var Etrafta kol/bacak Utanıyorum Çık artık ortaya Nereye saklandın Ey insan! Nusret Karaca

Tam sayfa

SEN Kİ

SEN Kİ Sen ki Elinde kalem tutan Düşünen Sen ki Karanlığa inat/ aydınlık Bir yanda kan/duman Bir yanda açlık/hastalık

SEN Kİ Sen ki Elinde kalem tutan Düşünen Sen ki Karanlığa inat/ aydınlık Bir yanda kan/duman Bir yanda açlık/hastalık Barış orada/tutunsana kanadına Yeter artık saklandığın Göstersene yüzünü Ey insan!(lık!) Nusret Karaca

Tam sayfa

DÜŞLE

DÜŞLE Hüznü emzirmiş akşam Bilsen nelere gebe sabahlar Deliver gitsin geceyi yırtarcasına Gün ortası okşasın tenini rüz

DÜŞLE Hüznü emzirmiş akşam Bilsen nelere gebe sabahlar Deliver gitsin geceyi yırtarcasına Gün ortası okşasın tenini rüzgâr Işık orada Uzat ellerini Kucaklaş güneşle Isınsın bedenin Düşle bir kış günü/bahar çiçeklerini Kokla koklayabildiğince Bak gör Nasıl çarpacak yüreğin Gül..gülümse...sev...paylaş Çekiştirme kollarını,bacaklarını... büyüsünler diye Yol alsın düşüncelerin,yücelsin adın Bu fors,bu fiyaka,bu caka kime.... Nusret Karaca

Tam sayfa

BEYAZ KUŞ

BEYAZ KUŞ(I) Hep seni çizmek Nakış nakış işlemek istedim harfletle Beyaz kuş Sayfalar doldurdum Bir tek kanadını bile ç

BEYAZ KUŞ(I) Hep seni çizmek Nakış nakış işlemek istedim harfletle Beyaz kuş Sayfalar doldurdum Bir tek kanadını bile çizemedim günlerce Sonunda Ben de durdum Ne olur anla beni Beyaz kuş Nusret Karaca ... BEYAZ KUŞ(II) Sana yazdım En güzel şiirlerimi En güzel öykümde Yine sen varsın Seni fotoğrafladım Gökyüzünde uçarken Bizlere inat Özgürce Rüyalarımda bile sen Besteler yaptım Şarkılar okudum sana Ne olur Beyaz kuş'um Bir kanadına da Beni alsana Nusret Karaca ... BEYAZ KUŞ(III) Bu güvercin Eskiden de var mıydı Konar mıydı pencereme Böyle kanatlı mıydı Uzatınca ellerimi Gökyüzüne kaçar mıydı Nusret Karaca

Tam sayfa

KAÇMA

KAÇMA Ne yağmurdan kaçmalı Ne de güneşten Rüzgârla kucaklaşmalı Sen İçindeki mevsime bak yeter Ne mevsimler değişti Ne

KAÇMA Ne yağmurdan kaçmalı Ne de güneşten Rüzgârla kucaklaşmalı Sen İçindeki mevsime bak yeter Ne mevsimler değişti Ne de dünya Değişen Yalnızca insan Nusret Karaca

Tam sayfa

BULUTLARIN ARASINDAN

BULUTLARIN ARASINDAN Bulutların arasından Zorlana zorlana güneş Vurdukça sınıfın penceresinden Yüzlere Işıl ışıl ortalı

BULUTLARIN ARASINDAN Bulutların arasından Zorlana zorlana güneş Vurdukça sınıfın penceresinden Yüzlere Işıl ışıl ortalık Ne güzel gülünce çocuklar Gülmek Gülmeyi görmek Ne güzel Gülmeyi öğretmek Ve bir de Sevgiyi...Barışı onlara Nusret Karaca

Tam sayfa

Deprem Nedir Bilirim/DEPREM ŞİİRLERİ Nusret Karaca

Şubat Günlüklerimden Deprem Nedir Bilirim/DEPREM ŞİİRLERİ Nusret Karaca .... Ne hikmettir b

Şubat Günlüklerimden Deprem Nedir Bilirim/DEPREM ŞİİRLERİ Nusret Karaca .... Ne hikmettir bizim oralılar Mısır ve kırmızı biber asarlar Toprak damların güney yüzlerine Ve dut dikerler şubat çıkmadan Ev önlerine" (Abdülkadir Bulut-Esmerliğe Karıştı şiiri/Acılar Yurdumdur kitabı'ndan) ... Karlı bir"Şubat"günü'nde çok yakından tanıdığım,erken yaşta Toroslar'da kaza sonucu kaybettiğimiz, Alibeyköy'de görev yaptığım dönemde dost,ağabey, eğitimci,yazar,şair olarak bende iz bırakan Abdülkadir Bulut'un birkaç dizesi ile başlamak istedim günlük yazıma. ... DEPREM NEDİR BİLİRİM Deprem nedir bilirim. Adapazarı'ndan... Dede memleketi... Çocukluktan gençliğe geçiş dönemimde bir yaz tatilinde yakalanmıştım. Fırtına,damların sokaklara savrulması, uğultu... Korkunçtu...Yaşayan bilir! ... 1999 Çocukluk anılarımı süsleyen yaz tatillerimizin vaz geçilmez mekanı... Dede evi... Bazen konuşamazsınız.."ŞİİR ACI'YI" da anlatır sizin kaleminizden..Henüz okula başlayacak bir çocuk ya da yeni evlenmiş bir çift vardır yakınlarınızdan yitirdiğiniz...yerle bir olmuş binalar... istasyondaki durmuş saat,çocukluk günlerinizde top oynadığınız orta mahalle'nin iç acıtan görüntüleri takılır objektifinize.. Dedelerim,anneannem,babaannem,dayılarım,teyzelerim,yengelerim,amcalarım, halam,kuzenlerim. Taş plakta müzik...börekler...bahçedeki meyve ağaçları...kuyu...süt sağılan inekler...börekler.. Misafirliğe giderken bindiğimiz faytonlar.. Öylesine bir yolculuk...Aniden çıkılan... Ailemizden yitirilen üç can... Yerle bir olmuş binalar... Fotoğrafları acı içinde çekiyorum. Zayıf zeminlerde zayıf temeli(!) olan binalar takılıyor objektifime.Yan yatmış bir binanın görüntüsünde hemen ortaya çıkıyor sorumsuzluğun fotoğrafı ve insan canına verilen değer(!) Çok yazık! Çok! Bu kadar mı ucuzladı insan yaşamı! Elbette bu bir doğal felaket!... Peki neden bizim ülkemizde bu kadar ağır hasar bırakıyor! Zemin etüdüne uygun ve de malzemesi ona göre uygun olmayan binaların yapımına izin verilmesi,bu binaların hızla yükselmesi!...çoğalması...Denetim zafiyeti! Önlemler konusunda yetersizlik!... ... 2023 Van,Adapazarı,Kocaeli,Düzce,Gölcük, Yalova, İzmir,Elâzığ derken şimdi de Kahramanmaraş,Elbistan,Adıyaman, Adana,Gaziantep,Diyarbakır,Osmaniye, Kilis,Hatay,İskenderun,Malatya... Geçmişte bu acıları yaşayan daha birçok ilimiz! Yitirilen canlar! Dökülen gözyaşları! Kapanması mümkün olmayan derin yaralar! ... Bir arkadaşımın resim sergisinde panodaki şu söz dikkatimi çekmişti. "Herkesin duyarlılığını anlattığı kendine özgü bir dili vardır." Şiir 'Sevgi'yi,'aşk'ı,'umudu' dile getirdiği gibi 'acı'yı da dile getirir. Hem de her dize'de bir gözyaşı dökerek! Gerçekten"Acılar Yurdum" olmuş. GECE (Sesimi Duyan Var Mı?) Gün Kâbus oldu çöktü Koca kentin üstüne Gecenin son karanlığı mı Sabahın ilk ışıkları mı Bilinmez Haykırışlar...Çığlıklar... Yürek durdu... Göz kapandı... Sesleri duyan var mı Söyleyin Gece gündüzle ne zaman kucaklaşır Ne zaman ayrılır Yaşam denen 'an' Araya sıkışan mıdır (Nusret Karaca) ... AMCA! BEN BURADAYIM! Amca! Ben buradayım! Uzat elini Ne olur Bir tutunayım Sabah oldu mu amca Neden üzerim toz/toprak Neden uzun sürdü karanlık Bak! İşte bu da yanımda Bebeğim Ben iyiyim amca Bir yerim acımıyor Biraz yüreğim Bir yanım eksik sanki Amca! Ben buradayım! Annem? (Nusret Karaca) ... GAR Saat 03.03 Adapazarı Gar Sessizlik Gecenin son karanlığı, Gündüzün ilk ışıklarına yakın. Hangi son tren yanaşmıştı buraya? Ve hangisiydi son ayrılan? Gelişler...Gidişler... Karanlık ve aydınlık arasına sıkışmış yaşam. Çocukluk anılarımı süsleyen demiryolları, Haydarpaşa'dan başlayan dede evi yolculuğu, Bizi bekleyen faytonların nal sesleri kulaklarımda. Zaman geçmiş, Şimdi elimde fotoğraf makinem. Yine Adapazarı'ndayım, Yine Gar'da. Gözüm saate takılı, Halâ 03.03. Yerle bir olmuş koca kent, Etrafta yıkık, çökük binalar. Yağmura karışıyor yanaklarımdan süzülen damlalar. Anladım ki, Demiryollarıyla da taşınırmış Göz yaşları. (Nusret Karaca) ... GÜN IŞIĞI Aslında Çok şey anlatır bu derin karanlık Uçsuz bucaksız tünel Üsteki beton Alttaki toz toprak Bir yerlerde saklı gün ışığı Araya sıkışmış beden Gelmekle gitmek arasında yeni gün Kar tanelerine mi karışmış göz yaşları Aslında Çok şey anlatır bu derin karanlık Lüks bina Şişkin cüzdan Yüksek ego Umursamaz duruş Kayıplarda Ya insan? O mu? Karanlıkta köşe kapmaca (Nusret Karaca) ... (*) 07 Şubat 2023 06 Şubat 2024

Tam sayfa

AYNALAR

AYNALAR Aynalar senin sevgilim Bu şehrin tüm aynaları Perdeler tüller çekilmiş pencerelerde Camlar yüzünü sana dönmüş T

AYNALAR Aynalar senin sevgilim Bu şehrin tüm aynaları Perdeler tüller çekilmiş pencerelerde Camlar yüzünü sana dönmüş Tak takıştır… Sür sürüştür… Salına salına yürü dilediğince Bu yollar, bu kaldırımlar senin Dinlediğin tüm şarkılar senin sevgilim Bu şehrin tüm şarkıları Notalar dans ediyor seni kucaklamış Her biri Sanki kendinden geçmiş Bütün sazlar seni çalıyor Dokunsun her bir teline parmak uçların Titrettiğin her yürek senin Bu öyküler senin sevgilim Bu şehrin tüm öyküleri Çevirdiğim her yaprakta Okuduğum her sayfada sen Mahallemin taşları çınlıyor topuk seslerinden Çekinme artık görünmekten Bu kaş, bu göz, bu dudak senin Çevir yüzünü hele bir Bitsin dargınlık İstediğin aynalar benden sana armağan Bu şehrin tüm aynaları, artık senin Nusret Karaca

Tam sayfa

UMUT

UMUT Yorgunluk akşam Sabahlara açık pencere Bulutlara asılı aşk Kuş sesine tutsağım Deniz sakin Su gümüş Gün umut Zey

UMUT Yorgunluk akşam Sabahlara açık pencere Bulutlara asılı aşk Kuş sesine tutsağım Deniz sakin Su gümüş Gün umut Zeytin dalı kurumuş Beklerim Nusret Karaca

Tam sayfa

RÜZGÂRLA KUCAKLAŞMAK

RÜZGÂRLA KUCAKLAŞMAK Bugün Rüzgârla kucaklaştım ben Önce Lodos okşadı saçlarımı Ardından poyraz Fırtınalar koptu Şimşek

RÜZGÂRLA KUCAKLAŞMAK Bugün Rüzgârla kucaklaştım ben Önce Lodos okşadı saçlarımı Ardından poyraz Fırtınalar koptu Şimşekler çaktı yüreğimde Yağmur damlaları süzüldü yanaklarımdan Yağmurla kucaklaştım Sonra Sen gözüktün uzaklarda Sisli puslu Yaklaştım Sırılsıklamdı saçların Sarıldım Sanki o an Güneşle kucaklaştım Nusret Karaca

Tam sayfa

ÖZLEM

ÖZLEM

ÖZLEM

ÖZLEM Hani insanlar vardı Bu dünyada Savaşa, açlığa karşı Hani okullar vardı Bu dünyada Sevgiyi barışı öğreten Peki, ben niye ağlıyorum Denizleri, okyanusları Gökyüzünü görmek Çiçekleri koklamak Ve bu yaşımda Koşup oynamak varken çocuklarla Neden tutunacak yer arıyorum Nusret Karaca

Tam sayfa

AŞK YAŞATIR

AŞK YAŞATIR Bir gülüşlük aslında yaşam Aşk acı Aşk güzel Aşk sevindiren/inciten Sıradışı Bir oyun Bir kurgu Belli ki Bi

AŞK YAŞATIR Bir gülüşlük aslında yaşam Aşk acı Aşk güzel Aşk sevindiren/inciten Sıradışı Bir oyun Bir kurgu Belli ki Bir bilinmezlik Peki Biz neresindeyiz Yine sarıl bana gökyüzü Mavi derin Mavi umut Aşk iyidir Aşk yaşatır Yaşamak güzel Nusret KARACA

Tam sayfa

HALİÇ ŞİİRLERİMDEN Nusret Karaca

HALİÇ ŞİİRLERİMDEN Nusret Karaca ... UZAKTAKİ HALİÇ Hangi şehrin sokaklar

HALİÇ ŞİİRLERİMDEN Nusret Karaca ... UZAKTAKİ HALİÇ Hangi şehrin sokaklarındayım ben Kimin şiirleri dökülüyor dudaklarımdan Hangi öykünün, hangi romanın Sayfaları arasına sıkışmış çocukluğum Nereden çıktı bu Kulaklarımdaki uğultu Saçlarımı savuran Rüzgâr Yanaklarımı okşayan el Hangi mahalledeyim Hangi evin küçük bir odasında Peki ya çocukluk arkadaşlarım! Ağaçlar içindeki Kırmızı boyalı evin yerinde Kimler var. Bu amcalar, bu teyzeler kim tanımam Sen!... Sen var ya Haliç! Bir yürek atışısın bende Ve sanki Mehtap Sineması'nda Siyah beyaz bir film Diyorum ki! Biraz rahat bıraksan Her gelişimde Kendini bana aratmasan Nusret Karaca ... DUVAR DİBİ Hanımelleri kokusu yayılmış etrafa Kahverengi demir kapısından Çıkıyor arkadaşım Tek katlı şirin evin bahçesinden Sonra diğerleri evlerinden Beyaza boyanmış duvar dibine Yaslamışız sırtımızı Ellerimizde misketler Çelik çomaklar Kapkara dumanı tütüyor fabrikaların Paydos borularının sesi Çınlıyor kulaklarımızda Topçular yokuşu'ndan aşağıya Tahta patenlerimiz Ve havada uçuşan düşlerimizle Sürüyor yolculuğumuz Akşam üzeri batan güneşle Hüznü çöküyor bir an da Haliç akşamlarının Dağılıyor mahallenin çocukları Sohbetler,oyunlar Sonraki günlere kaldı Babalar iş dönüşünde Anneler mutfakta Servislerinden iniyor Tütün fabrikasının işçi kızları Bir hafta sonu Silahtarağa Emniyettepe'de Zaman içinde yolculuk Yükselen beton yığınları Lüks binalar Ne mahallenin çocukları var Ortalıkta Ne duyulan bir ses Şimdi Bir konuk gibi Duvar dibindeyim Biliyorum Hepsi buradalar Seslerini duyuyorum Çünkü bir yerlerde Halâ gülüşleri saklı Nusret Karaca İSTANBUL ISLAK Yağmur Ocak yirmi yedi İki bin on üç Kadıköy'de Bir kahvehane Yetmiş sekizdi Yine bir akşam üstü Yine yağmur İstanbul ıslaktı Haliç ayakta Biz uyanık Rabak/Sungurlar Demir Döküm Ve diğerleri Ve arkadaşlarım Haliç kokuyordu Biz üşüyorduk/ayaktaydık Sobaya/odun Ve.. Kömür Eve aş savaşı Fabrikaların içi soğuk Od yok Dışarıda polis Dışarıda jandarma Dışarıda kar İçimiz kor Ocak iki bin on üç Dışarıdayım Gece Yürüyorum Bedenim soğuk/titriyorum Haliç dingin Haliç uykuda İstanbul ıslak Ayaklarım kayıyor Nusret Karaca *** BEYOĞLU... BEN VE HALİÇ 'İN ÇOCUKLARI Kulaklarımda Hiç dinmeyen çınlamalar Belleğimden nedir dökülen Notalara Yaşanmışlıksa beni terk etmeyen Beden hangi beden? Şu " çocuk ben" Yanımda Erken Co Serdar… Şakrak Hüseyin.. Magirus Ragıp..Çangal Tamer..Süleyman Cepte Kırk kuruş harçlık Bizimkisi Çömez zamparalık Beyoğlu Madam Anahit in akordeonu Sanki Hep bizi anlatıyor Çiçek Pasajında/siyah bira günleri/Arjantin Ceket düğmesi eksik gariban garson O bizlere gülüyor Biz ona Kafa biraz kıyak Biraz da karışık Dumanlı bir gece Sis bürümüş Beyoğlu nu Duygular karmaşık Delikanlıyız ya Ayranımız kabarık Unkapanı… Fener… Balat... Defterdar Yol uzun Sonunda"Silahtar" Şimdi "çocuk biz" Ve üşüyen/kızaran kulaklarımız Bu uğultu Gece yine gündüzle kucaklaşıyor Çınlama yıllara saklı Bir yüzümüz arkada Bir yüzümüz aynaya bakar İkisi de Belki biraz "ben" Belki biraz "sen" Biraz"o" Haliç anılarım Kalemin ucunda saklı (Nusret KARACA) *** BEN SENİN KADAR İSTANBULUM SENİN KADAR HALİÇ Bir sırça köşktü Haliç Tahta parçalarından El ayak yapardı çocuklar Bez bebeklerine. Fabrika dumanına Kokusu karışmış derelerin Emek,alın teri kutsal Büyükler eli öpülesi Ve sokaklarında Genizler gibi Yürekler yanık Tavan yapmış Dostluk,dayanışma Paylaşmak Gökyüzünde ,yıldızlara kucak Erik,kiraz ağaçları dolu bahçeli evler Sıcak soba başı sohbetler Bir yazlık sinema Ve bakışlarda yaşanan Aşk Yürekte bir kor Sessiz bir haykırışıdır Delikanlılığın Ben senin kadar İstanbulum Ben senin kadar Haliç (Nusret KARACA) *** HALİÇ...SİSLİ PUSLU BİR EYLÜL SABAHI VE..'EĞİTİMCİ BEN" Sisli, puslu bir hava Gecenin son karanlığı kucaklaşıyor Gündüzün ilk ışıklarıyla Isıtmaya başlamışken yüzümü güneş... Bilinmezlik... Motor sesleri çınlıyor kulaklarımda Bir de o ses... O görüntü Titreyen siyah beyaz ekranlarda Sonrası Sessizlik... Kalemlerin ucu kırık Kitaplar yalnızca kapak Yığın üstüne yığın Kitaplar için mezar olmuş toprak Renkler birbirine karışmış Hangisi siyah Hangisi ak Bilen hiç kimse yok Peki onları kim ayıracak Beden ıslak Göz kapalı Ayak çıplak Ve yürümekten nasırlı Hortumlar yırtılıyor su taşımaktan Üşüyenleri, titreyenleri Yok mu bir anlayacak Gömlekler dolaptan çıkmış Evlerde askı ,yalnızca askı Çocuklar babalarını bekler, eşler bir yarılarını Birileri birilerini askıya aldıkça Bilekler kelepçeli Kollar çatlak, kollar çolak Sınıfta tebeşiri Hangi sağlam parmak tutacak Kuyruklar uzadıkça uzuyor Nereye kadar bu yol Nereye gidiyor Ya tutarsa diyerek Göle maya mı çalıyor Parka yırtık Palto zaten yok Korkudan titriyor, ürküyor çocuklar Onları bundan sonra Kim ısıtacak... Kim doyuracak Kim kollayacak (Nusret KARACA) *** FİDANLIK SOKAK Yine kararmaya başladı gökyüzü Hala dışarda fidanlık sokağın çocukları Üzerlerinde eşofman Ayaklarında top Ellerinde misketler Kendinden geçmiş bir kaçı Bu sokakta çocukların Hiç bitmiyor oyunlar .. Çöplük etrafı oyun bahçeleri Yarı taş yarı toprak yollar futbol sahaları Ne fabrika dumanlarını.. görüyorlar Ne de kokusunu farkındalar.. Haliç'in Bu sokakta çocukların Hiç bitmiyor oyunları .. Bir akşam üzeri yine Pencereden bakıyorum.. yarınlara Kendi çocukluğum geliyor aklıma Bir başka oluyor Haliç' te.. akşamlar Bu sokakta çocukların Hiç değişmedi oyunları (Nusret KARACA) ... MAYIS Mayısın bir öncesi Nisanın son günü Gece kucak açmış gündüze Sungurlar… Cangal Tamer Demir Döküm… Şakrak Hüseyin Rabak… Torlak Dursun Ve ben… Ve Haliç’in Çocukları Ellerinde çekiç Ellerinde çivi Ellerinde kalem-kağıt Ortak yürek Amaç tek O da ‘’Emek’’ Koşarak çıkıyor Ahmet abi merdivenlerden Disk’te gece yarısı Aydınlık Maden-iş göz kırpıyor bahara Yarın bahar Günlerden ‘’Çiçek’’ Haliç kaynıyor içten içe Haliç haykırıyor Yarın Mayıs Sonraki aylar biz Gece gündüze gebe Etraf sis Bugün bahar Etraf kurşun Bugün insan Ayakkabısının teki meydanda kalmış arkadaşın İnadına varım ben her baharda İnadına kağıt İnadına kalem İnadına yazı Ve ben de her yıl İnadına bahar İnadına ‘’özgürlük’’ (Nusret KARACA) *** BEN HALİÇ'in ÇOCUĞUYUM “Ben mi”? “Efendim..! Küçükken...” ............. Ben Haliç'in çocuğuyum Eyüp'te büyüdüm. Sütlüce'den Balat'a Sandallarla Ben geçtim Ben Haliç'in çocuğuyum Orada Erken çalardı fabrika boruları İşçiler otururdu Sırt sırta vermiş evlerde İnsanlar yorgun kalkardı yataklarından Biz çocuklar Kana kana içerdik suları Eyüp çeşmelerinden Ben Haliç'in çocuğuyum Sokaklarında Top oynardı bebeler Ellerinde yağlı ekmeklerle Güler yüzlüydü insanları Ve... Kahvelerde toplanırlardı Büyükler akşamları Ben Haliç'in çocuğuyum Kokular yayılırdı Martıların uğramadığı Alibey Deresi’nden Oranın çamurunda Son balıkları Ben tutmaya çalıştım Çocuk aklımla Oltalar yapardım tellerden Ben Haliç'in çocuğuyum Yorgun çökerdi güneş akşamları Evlerin damlarına Geç yatılır Erken kalkılırdı O küçücük evlerde Bilseniz Ne hayaller yaşanırdı Ben Haliç'in çocuğuyum Aklımda hep Haliç Eyüp Sultan'da kuşlar Avlusunda dua eden annem Dışarıda simitçiler Simdi Babam Annem Bir de Kardeşim kaldı mezarda Aklım hâlâ Haliç'te Gördüm Eski Galata Köprüsü'nü de, Hasköy'e çekmişler Peki... İstanbul Nerede? Ben İstanbul çocuğuyum Şimdi Kadıköy'de oturan Eyüplü Yani Yani aslında Ben Haliç'in çocuğuyum. ..... “Amca...! Martılar uğramaz mı buralara...” ..... Ben Haliç'in çocuğuyum Küçükken de buralarda Yağmurlar yağardı Yatak döşek İnsanlar Dışarılarda yatardı Ben Haliç'in çocuğuyum Oy istemeye gelirlerdi buralara Dayılarla, amcalar Sonra bir daha uğramazlardı Onları gördüğümüz Yalnızca bayramlardı Ben Haliç'in çocuğuyum Esnaflar Kendileri yaparlardı yolları Sonra birileri gelir Birileri adına Toplarlardı paraları Ben Haliç'in çocuğuyum Bir zamanlar Kendi hallerinde Yaşarlarken insanlar Gelmezlerdi Arsa almaya Büyük büyük adamlar Şimdi Kalmadı el atılacak yer Ve... Para etmeye başladı ya buraları Üşüştü yine Dayılar... amcalar Ve... Tüm akrabaları Ben Haliç'in çocuğuyum Değişene kadar Yazgısı buraların Yazacağım durmadan Ben İstanbul çocuğuyum Kadıköy'de oturan Eyüplü Yani Yani aslında Ben Haliç'in çocuğuyum .... “Mavi mi? ... O da ne?” .... Ben Haliç'in çocuğuyum Düşlerimde Mavi dalgalar vururdu yanaklarıma Kıyıda beni Küçük bir sandal karşılardı Saçlarımı da Hafif bir rüzgâr okşardı Bahçemizde Hanımelleri açar Papatyalar Gelincikler coşardı Ben Haliç'in çocuğuyum Fener'de Bir sandaldı oyun odamız İlk sigarayı orada içtim gizlice İlk birayı Balat'ta bir meyhanede Ben Haliç'in çocuğuyum Defterdar surlarında Çadırları arasında Çingenelerin Futbol oynardım ben Temelleri atılırken Haliç Köprüsü'nün Sırtım Kan ter içerisindeyken Ben Haliç'in çocuğuyum 39 numara geçerdi Aksaray'dan Alibeyköy'e 49... Kambur otobüs Taksim'e 47... Şişhane'ye Ayakkapı'nın dar sokaklarından geçerdi Magirus otobüsler Pahalı da olsa Tıka basa doluydu Kasımpaşa'ya giden Küçük minibüsler Ben Haliç'in çocuğuyum Alibey Deresi'ne Lağımlar karışırken Şenbağ'dan Karadolap'a inerdik Gül sinemasına giderken Çırçır'da Sıyırırdık paçalarımızı Geçerken dönüşte Tahta Köprü'den Paylaşırdık çocuklarla Kalan paralarımızı Ben Haliç'in çocuğuyum Eyüp'te Pierre-Loti Köşe başında Sultan muhallebi Ve Şark Kahvesi'nde Ak sakallı Metin dede Ah...! Ne anılarım vardır Oraların Kıyısında köşesinde ..... “Hoşgeldiniz...! Geldiniz de!” .... Ben Haliç'in çocuğuyum Greve girince işçiler Arkadaşlarım Fabrikalarda yatardı İşsiz kalınca Mustafa Süleyman Hüseyin Dışarıda çorap satarlardı. Ben Haliç'in çocuğuyum Güzeltepe'nin İşçi çocukları Sokaklarda Misket Çelik çomak oynarlardı Arkadaşlarım vardı oralarda Üçkâğıtçılara direnir Onlarla güreş tutarlardı. Ben Haliç'in çocuğuyum Emniyettepe'de kondular Boş arsaları Zamanla doldurdular İki oda yapanlar Birer yuva kurdular. Ben Haliç'in çocuğuyum Silahtarağa'da Salıpazarı vardı Sıcakta Haliç pislik kokardı Üf...! deyip Burunlarını tıkarlardı Uzaklardan gelenler Düzenlendi Toparlandı ya buraları Onlar oldu İlk gelenler Ben Haliç'in çocuğuyum Saatleri Fabrika düdüklerinden ayarlardık Yıllarca Hep yalanlarla oyalandık Çamur doluydu Taş ocağında kaldırımlar Kim söz verirse Seçim önceleri Onlara kanarlardı Umut dolu insanlar Ben Haliç'in çocuğuyum Mavi Haliç'ti Çay bahçemizin adı Denizin mavisinden Martılardan uzak Kim bilir Bir mavi düştü bizimkisi belki Ama yine de Bir başkaydı Haliç'te çocukluğun keyfi Ben Haliç'in çocuğuyum Kâğıthane Sadabad Tarihte buraları Lale devrindeydi Benim de çocukluğum Hep oralarda geçti Çamlık'tı oynadığımız yer Şimdi buralarda Gökdelenler diktiler Pis kokarken çevremiz Beyefendiler... Hanımefendiler... Acaba o zamanlar Nerelerdeydiler?.. .... “Yüreğime vuruyor dalgalar” ... Ben Haliç'in çocuğuyum Merhaba kahveci Mehmet Merhaba büfeci Oylum Kokoreççi Aziz... Boyacı Ahmet Merhaba işçi kızlarım Merhaba Haliç'in güzel insanları Yıkılmış gecekondulardan Eşyaları yerlere atılmış Fabrika işçileri Nerelerdesiniz? Nerelerde? Bakın Martılarla gönderiyorum yüreğimi sizlere Gözyaşlarımı ise Haliç'e Ben Haliç'in çocuğuyum Neredesin İzmirli Muhtar Amca Ayakkabıcı Dayko Berber Kâni Nerelerdesiniz... Çocukluk arkadaşlarım Nerede top oynadığımız çayırlar Bacası duman tüten fabrikalar Nereye karıştı... Haliç sularındaki mavi düşlerim Canlı fotoğraflarım Çocukluk anılarım Nerede iskeleye yanaşan son vapurlar Oturmaya gelen Anneannem Ak sakallı dedem Neredesiniz anneciğim, babacığım Nerede Haliç'teki ayak izlerim Ben İstanbul çocuğuyum Şimdi Kadıköy'de oturan Eyüplü Yani Yani aslında Ben Haliç'in çocuğuyum (Nusret KARACA)

Tam sayfa

GECE-AY ve YILDIZLAR

GECE-AY ve YILDIZLAR Gökyüzü parlak Ay ışığı vurmuş yüzüne Yıldızları toplasam senin için Yüreğinde saklar mısın

GECE-AY ve YILDIZLAR Gökyüzü parlak Ay ışığı vurmuş yüzüne Yıldızları toplasam senin için Yüreğinde saklar mısın Nusret Karaca

Tam sayfa

SENİ SAÇLARINDAN TANIRIM (Nusret Karaca)

SENİ SAÇLARINDAN TANIRIM

SENİ SAÇLARINDAN TANIRIM

SENİ SAÇLARINDAN TANIRIM Seni Saçlarından tanırım Bak Adalardan mimozalar getirdim sana Ne olur Elini boynuna dolayıp Şu saçlarını dağıtsana Seni Saçlarından tanırım İste Her bir teline şiirler yazayım İste Güllerden bir taç takayım Yeter ki Elini yanağına koyup Şu saçlarını savursana Seni Saçlarından tanırım Rüzgarda ucuşundan Yanağıma vuruşundan Haydi Bir tutam kopar da Şu yüreğime yollasana Seni Saçlarından tanırım Tanırım ya Yeter artık Tükendim be güzelim Ya geleceksen gel Ya da Bir toka bulup Şu saçlarını toplasana NUSRET KARACA

Tam sayfa

SENDENDİR

SENDENDİR Sendendir Her renge tutkunluğum Kim bilir Kaç kez girdi rüyalarıma Gökkuşağı Sendendir Uzun gecelerimin sess

SENDENDİR Sendendir Her renge tutkunluğum Kim bilir Kaç kez girdi rüyalarıma Gökkuşağı Sendendir Uzun gecelerimin sessizliği İçimdeki fırtına Uçsuz bucaksız derinlik Sendendir Nusret Karaca

Tam sayfa

PEMBE ZARF

PEMBE ZARF Bir pembe zarf yolla bana İçinde Kurumuş gül yaprakları olsun Ne bir resim çıksın içinden Ne de üç-beş satı

PEMBE ZARF Bir pembe zarf yolla bana İçinde Kurumuş gül yaprakları olsun Ne bir resim çıksın içinden Ne de üç-beş satır Yeter ki ellerin Güllere değmiş olsun Nusret Karaca

Tam sayfa

SORU-YORUM

SORU-YORUM Söyleyin Şiirin neresindeyim ben Öykünün neresinde Hangi defterin Yaprakları arasına sıkışmış kalemim Beynim

SORU-YORUM Söyleyin Şiirin neresindeyim ben Öykünün neresinde Hangi defterin Yaprakları arasına sıkışmış kalemim Beynimde Hiç dinmeyen gel-git dalgaları Gökkuşağı kaplamış yüreğimde Söyleyin Daha kaç aşk'a yer var Gecenin karanlığında Ay mı Yıldızlar mı Gündüz Yüzüme vuran güneş mi Hangisi aydınlatıyor Bir şeyler karaladığım sayfaları Saçlarımı okşayan rüzgarın sesi mi Kulaklarımdaki uğultu İçimde çoğalan tomurcuklar Söyleyin Hangi yeni baharların müjdecisi Elini tuttuğum el Sen misin gerçek dost Gülümseyen yüz Sen misin yeni sevgili Kucakladığım çocuk Yanakları ellerimde uyuduğum eş Siz misiniz şiirimin en güzel dizeleri Sokaktaki yalnız çocuk Terkedilmiş yaşlı Ezilmiş kadın Söyleyin Hangi öykülerimde Yer buldunuz kendinize Peki Yer kaldı mı Yeni umut şiirlerine İz bırakan anılar mı Düşler mi Yaşadığımız an mı Söyleyin Bu şiirin Bu öykünün Neresindeyim ben Nusret Karaca

Tam sayfa

TARİH KUCAK AÇINCA AŞKLARA

TARİH KUCAK AÇINCA AŞKLARA Aşk şiiri Önce Sümer’de mi yazıldı Çağlar boyu Tek mi kaldı dizelerde “MEZOPOTAMYA” Sizce An

TARİH KUCAK AÇINCA AŞKLARA Aşk şiiri Önce Sümer’de mi yazıldı Çağlar boyu Tek mi kaldı dizelerde “MEZOPOTAMYA” Sizce Anadolu’da yalnızca ana kraliçe miydi “TAVANANNA” Ne bekliyordu hükmederken “KLEOPATRA” Mısır ülkesinden tarihlerin not düştüğü Destansı bir savaş “TROYA” Aşkı kim sıkıştırdı araya Çıkıp biri sormalıydı “HOMEROS”a Bir tutku uğruna ”INANNA” Az mı çektirmişti ölümsüzlüğü ararken “GILGAMIŞ”a Savaşa son verdi İki kent Bir kadın kokusuna Boşuna mı yazıldı Koskoca “LİSİSTRATA” Zenginlik Yastık altında saklanan Para Bilseydi böyle olacağını Vazgeçer miydi değiş-tokuştan Uygarlıklar ülkesi “LİDYA” Hızla akıp geçer zaman On binlerce yıl ötesinden Birileri hesap yapmalı Neler kaldı günümüze Yüz kızartıcı savaşlardan Ve aşktan başka Ne kalabilir yarınlara “YÜZYILLAR”dan (Nusret Karaca)

Tam sayfa

ŞAİR

ŞAİR Bir tek şiir seçti şair Onca şiir arasından Hepsi hepsi üç beş dizeydi Birini ayırdı diğerlerinden O dize kendisiy

ŞAİR Bir tek şiir seçti şair Onca şiir arasından Hepsi hepsi üç beş dizeydi Birini ayırdı diğerlerinden O dize kendisiydi Çiçeği bir kez kokladı şair Tomurcuklar açtı düşüncelerinde Bahar geldi dallarına ağaçların Her yanı şiir oldu Tek dizeydi yine Adı “Sevgi” idi Bir kere tutuldu şair Kalemini bir kere kullandı, sevdiği için Yokluğunda bir kere ağladı Bir kere düşündü Yanındayken bir kere dokundu saçlarına Bir kere sarıldı Bir kere öptü dudaklarından Yüreğinde bir yer de ona açtı Yalnızca bir sözcük O da “aşk” idi Gökyüzünü bir kere tanıdı şair Sonra uçtu gitti güvercin kanatlarından Uçsuz bucaksız maviliklere Kalemi de hala Ütopyalar peşinde koşuyordu Yeryüzünde kendince Evlendi şair Bir kızı, bir de oğlu oldu Kızının adını “Sevgi” Oğlunun adını da “Barış” koydu Bir kere doğdu şair herkes gibi Ama bin kere yaşadı doyasıya Hep yanında taşıdı kağıdı kalemi Hep koynunda sakladı İsim vermedi yazdıklarına Ne öykü dedi ne de şiir Başkaları açtılar yüreğini Baktılar, okudular Dediler ki “Dolu dolu yaşamış adam” Her anı şiir Anladılar ki o “şair” Nusret Karaca

Tam sayfa

Yeni şiir

HALİÇ ŞİİRLERİMDEN Nusret Karaca UZAKTAKİ HALİÇ Hangi şehrin sokaklarınd

HALİÇ ŞİİRLERİMDEN Nusret Karaca UZAKTAKİ HALİÇ Hangi şehrin sokaklarındayım ben Kimin şiirleri dökülüyor dudaklarımdan Hangi öykünün, hangi romanın Sayfaları arasına sıkışmış çocukluğum Nereden çıktı bu Kulaklarımdaki uğultu Saçlarımı savuran Rüzgâr Yanaklarımı okşayan el Hangi mahalledeyim Hangi evin küçük bir odasında Peki ya çocukluk arkadaşlarım! Ağaçlar içindeki Kırmızı boyalı evin yerinde Kimler var. Bu amcalar, bu teyzeler kim tanımam Sen!... Sen var ya Haliç! Bir yürek atışısın bende Ve sanki Mehtap Sineması'nda Siyah beyaz bir film Diyorum ki! Biraz rahat bıraksan Her gelişimde Kendini bana aratmasan Nusret Karaca ... DUVAR DİBİ Hanımelleri kokusu yayılmış etrafa Kahverengi demir kapısından Çıkıyor arkadaşım Tek katlı şirin evin bahçesinden Sonra diğerleri evlerinden Beyaza boyanmış duvar dibine Yaslamışız sırtımızı Ellerimizde misketler Çelik çomaklar Kapkara dumanı tütüyor fabrikaların Paydos borularının sesi Çınlıyor kulaklarımızda Topçular yokuşu'ndan aşağıya Tahta patenlerimiz Ve havada uçuşan düşlerimizle Sürüyor yolculuğumuz Akşam üzeri batan güneşle Hüznü çöküyor bir an da Haliç akşamlarının Dağılıyor mahallenin çocukları Sohbetler,oyunlar Sonraki günlere kaldı Babalar iş dönüşünde Anneler mutfakta Servislerinden iniyor Tütün fabrikasının işçi kızları Bir hafta sonu Silahtarağa Emniyettepe'de Zaman içinde yolculuk Yükselen beton yığınları Lüks binalar Ne mahallenin çocukları var Ortalıkta Ne duyulan bir ses Şimdi Bir konuk gibi Duvar dibindeyim Biliyorum Hepsi buradalar Seslerini duyuyorum Çünkü bir yerlerde Halâ gülüşleri saklı Nusret Karaca İSTANBUL ISLAK Yağmur Ocak yirmi yedi İki bin on üç Kadıköy'de Bir kahvehane Yetmiş sekizdi Yine bir akşam üstü Yine yağmur İstanbul ıslaktı Haliç ayakta Biz uyanık Rabak/Sungurlar Demir Döküm Ve diğerleri Ve arkadaşlarım Haliç kokuyordu Biz üşüyorduk/ayaktaydık Sobaya/odun Ve.. Kömür Eve aş savaşı Fabrikaların içi soğuk Od yok Dışarıda polis Dışarıda jandarma Dışarıda kar İçimiz kor Ocak iki bin on üç Dışarıdayım Gece Yürüyorum Bedenim soğuk/titriyorum Haliç dingin Haliç uykuda İstanbul ıslak Ayaklarım kayıyor Nusret Karaca *** BEYOĞLU... BEN VE HALİÇ 'İN ÇOCUKLARI Kulaklarımda Hiç dinmeyen çınlamalar Belleğimden nedir dökülen Notalara Yaşanmışlıksa beni terk etmeyen Beden hangi beden? Şu " çocuk ben" Yanımda Erken Co Serdar… Şakrak Hüseyin.. Magirus Ragıp..Çangal Tamer..Süleyman Cepte Kırk kuruş harçlık Bizimkisi Çömez zamparalık Beyoğlu Madam Anahit in akordeonu Sanki Hep bizi anlatıyor Çiçek Pasajında/siyah bira günleri/Arjantin Ceket düğmesi eksik gariban garson O bizlere gülüyor Biz ona Kafa biraz kıyak Biraz da karışık Dumanlı bir gece Sis bürümüş Beyoğlu nu Duygular karmaşık Delikanlıyız ya Ayranımız kabarık Unkapanı… Fener… Balat... Defterdar Yol uzun Sonunda"Silahtar" Şimdi "çocuk biz" Ve üşüyen/kızaran kulaklarımız Bu uğultu Gece yine gündüzle kucaklaşıyor Çınlama yıllara saklı Bir yüzümüz arkada Bir yüzümüz aynaya bakar İkisi de Belki biraz "ben" Belki biraz "sen" Biraz"o" Haliç anılarım Kalemin ucunda saklı (Nusret KARACA) *** BEN SENİN KADAR İSTANBULUM SENİN KADAR HALİÇ Bir sırça köşktü Haliç Tahta parçalarından El ayak yapardı çocuklar Bez bebeklerine. Fabrika dumanına Kokusu karışmış derelerin Emek,alın teri kutsal Büyükler eli öpülesi Ve sokaklarında Genizler gibi Yürekler yanık Tavan yapmış Dostluk,dayanışma Paylaşmak Gökyüzünde ,yıldızlara kucak Erik,kiraz ağaçları dolu bahçeli evler Sıcak soba başı sohbetler Bir yazlık sinema Ve bakışlarda yaşanan Aşk Yürekte bir kor Sessiz bir haykırışıdır Delikanlılığın Ben senin kadar İstanbulum Ben senin kadar Haliç (Nusret KARACA) *** HALİÇ...SİSLİ PUSLU BİR EYLÜL SABAHI VE..'EĞİTİMCİ BEN" Sisli, puslu bir hava Gecenin son karanlığı kucaklaşıyor Gündüzün ilk ışıklarıyla Isıtmaya başlamışken yüzümü güneş... Bilinmezlik... Motor sesleri çınlıyor kulaklarımda Bir de o ses... O görüntü Titreyen siyah beyaz ekranlarda Sonrası Sessizlik... Kalemlerin ucu kırık Kitaplar yalnızca kapak Yığın üstüne yığın Kitaplar için mezar olmuş toprak Renkler birbirine karışmış Hangisi siyah Hangisi ak Bilen hiç kimse yok Peki onları kim ayıracak Beden ıslak Göz kapalı Ayak çıplak Ve yürümekten nasırlı Hortumlar yırtılıyor su taşımaktan Üşüyenleri, titreyenleri Yok mu bir anlayacak Gömlekler dolaptan çıkmış Evlerde askı ,yalnızca askı Çocuklar babalarını bekler, eşler bir yarılarını Birileri birilerini askıya aldıkça Bilekler kelepçeli Kollar çatlak, kollar çolak Sınıfta tebeşiri Hangi sağlam parmak tutacak Kuyruklar uzadıkça uzuyor Nereye kadar bu yol Nereye gidiyor Ya tutarsa diyerek Göle maya mı çalıyor Parka yırtık Palto zaten yok Korkudan titriyor, ürküyor çocuklar Onları bundan sonra Kim ısıtacak... Kim doyuracak Kim kollayacak (Nusret KARACA) *** FİDANLIK SOKAK Yine kararmaya başladı gökyüzü Hala dışarda fidanlık sokağın çocukları Üzerlerinde eşofman Ayaklarında top Ellerinde misketler Kendinden geçmiş bir kaçı Bu sokakta çocukların Hiç bitmiyor oyunlar .. Çöplük etrafı oyun bahçeleri Yarı taş yarı toprak yollar futbol sahaları Ne fabrika dumanlarını.. görüyorlar Ne de kokusunu farkındalar.. Haliç'in Bu sokakta çocukların Hiç bitmiyor oyunları .. Bir akşam üzeri yine Pencereden bakıyorum.. yarınlara Kendi çocukluğum geliyor aklıma Bir başka oluyor Haliç' te.. akşamlar Bu sokakta çocukların Hiç değişmedi oyunları (Nusret KARACA) ... MAYIS Mayısın bir öncesi Nisanın son günü Gece kucak açmış gündüze Sungurlar… Cangal Tamer Demir Döküm… Şakrak Hüseyin Rabak… Torlak Dursun Ve ben… Ve Haliç’in Çocukları Ellerinde çekiç Ellerinde çivi Ellerinde kalem-kağıt Ortak yürek Amaç tek O da ‘’Emek’’ Koşarak çıkıyor Ahmet abi merdivenlerden Disk’te gece yarısı Aydınlık Maden-iş göz kırpıyor bahara Yarın bahar Günlerden ‘’Çiçek’’ Haliç kaynıyor içten içe Haliç haykırıyor Yarın Mayıs Sonraki aylar biz Gece gündüze gebe Etraf sis Bugün bahar Etraf kurşun Bugün insan Ayakkabısının teki meydanda kalmış arkadaşın İnadına varım ben her baharda İnadına kağıt İnadına kalem İnadına yazı Ve ben de her yıl İnadına bahar İnadına ‘’özgürlük’’ (Nusret KARACA) *** BEN HALİÇ'in ÇOCUĞUYUM “Ben mi”? “Efendim..! Küçükken...” ............. Ben Haliç'in çocuğuyum Eyüp'te büyüdüm. Sütlüce'den Balat'a Sandallarla Ben geçtim Ben Haliç'in çocuğuyum Orada Erken çalardı fabrika boruları İşçiler otururdu Sırt sırta vermiş evlerde İnsanlar yorgun kalkardı yataklarından Biz çocuklar Kana kana içerdik suları Eyüp çeşmelerinden Ben Haliç'in çocuğuyum Sokaklarında Top oynardı bebeler Ellerinde yağlı ekmeklerle Güler yüzlüydü insanları Ve... Kahvelerde toplanırlardı Büyükler akşamları Ben Haliç'in çocuğuyum Kokular yayılırdı Martıların uğramadığı Alibey Deresi’nden Oranın çamurunda Son balıkları Ben tutmaya çalıştım Çocuk aklımla Oltalar yapardım tellerden Ben Haliç'in çocuğuyum Yorgun çökerdi güneş akşamları Evlerin damlarına Geç yatılır Erken kalkılırdı O küçücük evlerde Bilseniz Ne hayaller yaşanırdı Ben Haliç'in çocuğuyum Aklımda hep Haliç Eyüp Sultan'da kuşlar Avlusunda dua eden annem Dışarıda simitçiler Simdi Babam Annem Bir de Kardeşim kaldı mezarda Aklım hâlâ Haliç'te Gördüm Eski Galata Köprüsü'nü de, Hasköy'e çekmişler Peki... İstanbul Nerede? Ben İstanbul çocuğuyum Şimdi Kadıköy'de oturan Eyüplü Yani Yani aslında Ben Haliç'in çocuğuyum. ..... “Amca...! Martılar uğramaz mı buralara...” ..... Ben Haliç'in çocuğuyum Küçükken de buralarda Yağmurlar yağardı Yatak döşek İnsanlar Dışarılarda yatardı Ben Haliç'in çocuğuyum Oy istemeye gelirlerdi buralara Dayılarla, amcalar Sonra bir daha uğramazlardı Onları gördüğümüz Yalnızca bayramlardı Ben Haliç'in çocuğuyum Esnaflar Kendileri yaparlardı yolları Sonra birileri gelir Birileri adına Toplarlardı paraları Ben Haliç'in çocuğuyum Bir zamanlar Kendi hallerinde Yaşarlarken insanlar Gelmezlerdi Arsa almaya Büyük büyük adamlar Şimdi Kalmadı el atılacak yer Ve... Para etmeye başladı ya buraları Üşüştü yine Dayılar... amcalar Ve... Tüm akrabaları Ben Haliç'in çocuğuyum Değişene kadar Yazgısı buraların Yazacağım durmadan Ben İstanbul çocuğuyum Kadıköy'de oturan Eyüplü Yani Yani aslında Ben Haliç'in çocuğuyum .... “Mavi mi? ... O da ne?” .... Ben Haliç'in çocuğuyum Düşlerimde Mavi dalgalar vururdu yanaklarıma Kıyıda beni Küçük bir sandal karşılardı Saçlarımı da Hafif bir rüzgâr okşardı Bahçemizde Hanımelleri açar Papatyalar Gelincikler coşardı Ben Haliç'in çocuğuyum Fener'de Bir sandaldı oyun odamız İlk sigarayı orada içtim gizlice İlk birayı Balat'ta bir meyhanede Ben Haliç'in çocuğuyum Defterdar surlarında Çadırları arasında Çingenelerin Futbol oynardım ben Temelleri atılırken Haliç Köprüsü'nün Sırtım Kan ter içerisindeyken Ben Haliç'in çocuğuyum 39 numara geçerdi Aksaray'dan Alibeyköy'e 49... Kambur otobüs Taksim'e 47... Şişhane'ye Ayakkapı'nın dar sokaklarından geçerdi Magirus otobüsler Pahalı da olsa Tıka basa doluydu Kasımpaşa'ya giden Küçük minibüsler Ben Haliç'in çocuğuyum Alibey Deresi'ne Lağımlar karışırken Şenbağ'dan Karadolap'a inerdik Gül sinemasına giderken Çırçır'da Sıyırırdık paçalarımızı Geçerken dönüşte Tahta Köprü'den Paylaşırdık çocuklarla Kalan paralarımızı Ben Haliç'in çocuğuyum Eyüp'te Pierre-Loti Köşe başında Sultan muhallebi Ve Şark Kahvesi'nde Ak sakallı Metin dede Ah...! Ne anılarım vardır Oraların Kıyısında köşesinde ..... “Hoşgeldiniz...! Geldiniz de!” .... Ben Haliç'in çocuğuyum Greve girince işçiler Arkadaşlarım Fabrikalarda yatardı İşsiz kalınca Mustafa Süleyman Hüseyin Dışarıda çorap satarlardı. Ben Haliç'in çocuğuyum Güzeltepe'nin İşçi çocukları Sokaklarda Misket Çelik çomak oynarlardı Arkadaşlarım vardı oralarda Üçkâğıtçılara direnir Onlarla güreş tutarlardı. Ben Haliç'in çocuğuyum Emniyettepe'de kondular Boş arsaları Zamanla doldurdular İki oda yapanlar Birer yuva kurdular. Ben Haliç'in çocuğuyum Silahtarağa'da Salıpazarı vardı Sıcakta Haliç pislik kokardı Üf...! deyip Burunlarını tıkarlardı Uzaklardan gelenler Düzenlendi Toparlandı ya buraları Onlar oldu İlk gelenler Ben Haliç'in çocuğuyum Saatleri Fabrika düdüklerinden ayarlardık Yıllarca Hep yalanlarla oyalandık Çamur doluydu Taş ocağında kaldırımlar Kim söz verirse Seçim önceleri Onlara kanarlardı Umut dolu insanlar Ben Haliç'in çocuğuyum Mavi Haliç'ti Çay bahçemizin adı Denizin mavisinden Martılardan uzak Kim bilir Bir mavi düştü bizimkisi belki Ama yine de Bir başkaydı Haliç'te çocukluğun keyfi Ben Haliç'in çocuğuyum Kâğıthane Sadabad Tarihte buraları Lale devrindeydi Benim de çocukluğum Hep oralarda geçti Çamlık'tı oynadığımız yer Şimdi buralarda Gökdelenler diktiler Pis kokarken çevremiz Beyefendiler... Hanımefendiler... Acaba o zamanlar Nerelerdeydiler?.. .... “Yüreğime vuruyor dalgalar” ... Ben Haliç'in çocuğuyum Merhaba kahveci Mehmet Merhaba büfeci Oylum Kokoreççi Aziz... Boyacı Ahmet Merhaba işçi kızlarım Merhaba Haliç'in güzel insanları Yıkılmış gecekondulardan Eşyaları yerlere atılmış Fabrika işçileri Nerelerdesiniz? Nerelerde? Bakın Martılarla gönderiyorum yüreğimi sizlere Gözyaşlarımı ise Haliç'e Ben Haliç'in çocuğuyum Neredesin İzmirli Muhtar Amca Ayakkabıcı Dayko Berber Kâni Nerelerdesiniz... Çocukluk arkadaşlarım Nerede top oynadığımız çayırlar Bacası duman tüten fabrikalar Nereye karıştı... Haliç sularındaki mavi düşlerim Canlı fotoğraflarım Çocukluk anılarım Nerede iskeleye yanaşan son vapurlar Oturmaya gelen Anneannem Ak sakallı dedem Neredesiniz anneciğim, babacığım Nerede Haliç'teki ayak izlerim Ben İstanbul çocuğuyum Şimdi Kadıköy'de oturan Eyüplü Yani Yani aslında Ben Haliç'in çocuğuyum (Nusret KARACA)

Tam sayfa

ŞİİR GÜZELDİR

ŞİİR GÜZELDİR Güzeldir Dalında meyve Toprakta ürün Ağaçta kuş sesi Yürekte Aşk Güzeldir Haksızlığa dik durmak Direnmek

ŞİİR GÜZELDİR Güzeldir Dalında meyve Toprakta ürün Ağaçta kuş sesi Yürekte Aşk Güzeldir Haksızlığa dik durmak Direnmek Güzeldir Alında ter Avuçta nasır İnsana harcanan Her emek Nusret Karaca

Tam sayfa

GÜZEL ŞEYLER

GÜZEL ŞEYLER Hep sevgiyi yaz bana Hep barışı Zeytin dalları çiz defterime Altına da İmzan yerine Beyaz bir kuş resmi

GÜZEL ŞEYLER Hep sevgiyi yaz bana Hep barışı Zeytin dalları çiz defterime Altına da İmzan yerine Beyaz bir kuş resmi yapsana Sonra Küçük bir çocuktan bahset Yumuk yumuk ellerinden İster öykü olsun İsterse pamuk prenses Masal da olsa Cadıları çıkarıp Güzel şeyler anlatsana Gökyüzünü mavi çiz Yıldızları bana yakın Güneş yakmasın Aydınlatsın Ay kaybolmasın geceleri Bir de Gülen gözler göster bana Bir çocuk bahçesi yap İçinde savaşlar olmasın Duvarlar, çitler, zincirler istemem Ne olur Güzel şeyler çiz Güzel şeyler yaz bana Nusret Karaca

Tam sayfa