9 Haziran 2026

​ASİA MİNÖR'DE HİTİTLER ​Nusret Karaca (Araştırma ve Derlemeleri

​ASİA MİNÖR'DE HİTİTLER ​Nusret Karaca (Araştırma ve Derlemeleri) ​İzmirli Ozan Homeros’tur ilk olarak Anadolu’dan söz eden: "Şafak Ülkesi"... Güneşin doğduğu yer yani "Küçük Asya". Bizans döneminin "Anatole"si... Türkler, zamanla ve küçük bir ses değişikliğiyle "Anadolu" demişler bu bereketli topraklara. ​1962 yılında Konya’ya 50 km mesafede, Küçükköy yakınlarındaki Çatalhöyük’te, M.Ö. 7000’lerde kurulan ilk sitelerin ortaya çıkarıldığı bir kazı yapıldı. Bu çalışmalar sadece 9000 yıl önce kurulmuş bir kentin kalıntılarını gün ışığına çıkarmakla kalmıyor, Anadolu tarihi bakımından yeni bir kuramı da kanıtlıyordu. ​Tarih öncesi dönemin sonlarında Anadolu'da iki topluluk göze çarpıyor; sanki alacakaranlıkta, buzlu bir camın ardındaki belirsiz görüntüler gibi... İlki, Kızılırmak çevresinde izleri bulunan Hattiler; diğeri ise Malatya ile Maraş yöresini de içine alan bölgedeki (Mitanni) Hurrilerdir. ​Anadolu’da M.Ö. 3000 yıllarından beri madenler işletilmekteydi. Yazı ise Asurlu tüccarlar aracılığıyla yayıldı (Kayseri-Kültepe kazıları) ve böylece yazılı Anadolu tarihi başladı. ​Anadolu'da güçlü bir kültürel, sosyal ve siyasal örgütlenmeye sahip en eski halk Hititler olmuştur. Hint-Avrupa soyundan olan Hititler, Kafkasya yoluyla gelip Kızılırmak kıvrımına yerleştiler. Başkentleri Hattuşaş’tır (Boğazköy). Burada, "Öncü Hititler" de denilen yerli Hatti halkıyla karışıp uygarlaştılar. Asurlu tüccarlar Anadolu’dan ayrılınca ekonomik bağımsızlığı ve siyasi iktidarı ele geçirerek bölge halklarını birleştirdiler. Avrupa’nın da özel ilgisini çeken Hititler; siyasal birliği güçlendirirken hukuku, sanatı ve yazı sistemlerini geliştirdiler. Devlet biçimleri meşrutiyete benziyordu; zira Hitit kralı, diğer Doğu hükümdarları gibi mutlakiyetçi ve gaddar değil, oldukça hoşgörülüydü. Hatta Kral I. Hattuşili’nin bir yazar titizliğiyle kaleme aldığı vasiyetnamesi, Eski Çağ edebiyatında benzeri olmayan bir sanat yapıtıdır. ​Ancak bir dönem geldi ki; Helenistan’a sığmayan, çorak ve fakir topraklarda geçinemeyen halklar ile Balkanlar üzerinden gelen topluluklar bir kasırga gibi çullandılar Anadolu’nun üzerine. Hitit Devleti’ni ve uygarlığını yıkıp darmadağın edenler de onlardı. Tıpkı bir zamanlar Anadolu’dan Girit'e gidenlerin yarattığı pırıl pırıl Girit Uygarlığı’nın (Minos) barbar akınlarıyla yok oluşu gibi... ​Bu büyük göç dalgasıyla Ege kıyılarına gelen halklar, zamanla yerli halkla kaynaşarak "Anadolulaştı". Ardından Frig, İon, Lidya ve Urartu uygarlıkları derin izler bıraktılar bu kadim "Asia Minor"da... ​Ve bize de bu topraklarda yaşananları öğrenmek, bu topraklarda yaşamanın ayrıcalığına sahip olmak, tarihi doya doya kucaklamak ve gelecek kuşaklara aktarmak için okuyup araştırmakla, şu üç beş satırı yazmanın gururu kaldı… ​Kaynakça ve Notlar: ​Niyazi Akşit, Tarih I, Eğitim Enstitüsü Ders Notları ve İlk Çağ Tarihi Ders Kitapları. ​Kitap Önerisi: ​İskender Ohri, Anadolu’nun Öyküsü ​
← Yazılar