EYÜPSULTAN · 15 Haziran 2026

EYÜPSULTAN HAKKINDA KISACA Nusret Karaca (Araştırma-İnceleme-Derlemeleri)

​Haliç'ten... EYÜPSULTAN HAKKINDA KISACA ​Nusret Karaca (Araştırma - İnceleme - Derlemeleri) ​İstanbul'da Haliç'in son kısmında, surların hemen dışında yer alan Eyüpsultan, 1936 yılında Fatih, Beyoğlu ve Şişli ilçelerinin bir bölümünün birleştirilmesiyle ilçe statüsü kazanmış, İstanbul'un en eski ve en köklü semtlerinden biridir. ​Bölge, antik adını miladi 287 yılında Romalılar tarafından öldürülen ikiz azizler Kosmas ve Damianos adına inşa edilen ünlü kiliseden alıyordu. Resmi kayıtlara göre burası; manastırların ve ayazmaların yer aldığı, Hristiyanlık dünyası için kutsal bir hac bölgesiydi. Günümüzde türbenin ve asırlık servi ağaçlarının bulunduğu alan, Bizans döneminde imparatorlara mahsus ve "Kinigos" (Avcı) adıyla anılan bir av köşküne ve geniş koruluklara ev sahipliği yapıyordu. ​Eyüpsultan, Kydaros (bugünkü Alibeyköy) ve Barbyzes (bugünkü Kağıthane) derelerinin Haliç'e döküldüğü yerin batısında kurulmuştur. İlçenin dik bir yamaç hâlinde suya indiği bu bölgeye, İmparator II. Theodosios döneminde inşa edilen manastır ve çevrenin eşsiz doğal görünümü nedeniyle "Kosmidion" adı verilmiştir. İlk yerleşme de bu ziyaretgâh çevresinde şekillenmiştir. Kuruluşu 5. yüzyılın ortalarına kadar uzanan bu yerleşim, barındırdığı dini yapılar sebebiyle zamanla kutsal bir şifa merkezi olarak ün kazanmıştır. ​Bizans döneminde bölgenin ekonomik ve stratejik önemi de büyüktü. Bahariye tarafında devlet gemilerinin yapıldığı küçük bir tersane, Kağıthane Deresi'nin ağzında ise işlek bir liman bulunuyordu. İmparator VI. İoannis Kantakuzen (1347-1354) döneminde bu liman, deniz ticaretinin aksamaması için çamurdan temizletilmişti. ​Osmanlı Dönemi ve Külliyenin Doğuşu: ​Eyüpsultan’ın asıl tarihi rolü ve dönüşümü, İstanbul'un fethi sırasında İslam peygamberi Hz. Muhammed'in sahabelerinden Ebu Eyyub el-Ensari'ye (Eyüp Sultan) ait olduğuna inanılan mezarın (kabrin) bulunmasıyla başlar. Fatih Sultan Mehmet tarafından bu kutsal mezarın üzerine bir türbe, yanına ise İstanbul'un ilk sultan camisi ve külliyesi (medrese, kütüphane, imaret, çifte hamam) inşa edilmiştir. ​Bu külliye, bugünkü Eyüpsultan yerleşiminin şehirsel çekirdeğini oluşturmuştur. Çevreye Bursa'dan gelen göçmenlerin ve Yörüklerin iskân edilmesiyle yerleşim kısa sürede büyümüştür. Ayrıca bölgedeki geniş tarım alanları ve meralar, uzun süre İstanbul'un kalabalık nüfusunun besin ihtiyacını karşılayan ana merkezlerden biri olmuştur. ​Osmanlı döneminde Eyüpsultan sadece bir yerleşim yeri değil, devlet meşruiyetinin ve sosyal hayatın kalbiydi: ​Cülus Törenleri: Osmanlı padişahlarının tahta çıktıklarında Eyüp Sultan Türbesi'nde kılıç kuşanma töreni düzenlemesi, buranın devlet nezdindeki kutsiyetini gösterir. ​Tarihi Hazireler: Bölgenin manevi ikliminden dolayı sadrazamlar, şeyhülislamlar, şairler ve devlet adamları buraya gömülmek istemiştir. Bu durum, semte bugün adeta bir açık hava müzesi niteliği kazandıran Tarihi Eyüp Mezarlığı'nı ve muazzam hazireleri doğurmuştur. ​Pierre Loti'den Karadeniz'e Uzanan Bir Miras ​Eyüpsultan denince akla gelen en ikonik mekanlardan biri de şüphesiz Pierre Loti Tepesi’dir. Haliç manzarasının en güzel izlendiği bu tepe, ünlü Fransız yazar Pierre Loti'nin bölgeye ve İstanbul'a olan derin sevgisinin zamansız bir nişanesidir. ​Bugün sınırları çok geniş bir coğrafyaya yayılan Eyüpsultan, adeta "Karadeniz'e Açılan Bir Kapı" konumundadır. İlçenin güneyi Haliç kıyısındayken, kuzeyi Göktürk ve Kemerburgaz üzerinden Karadeniz'e kadar uzanır. Bu geniş hat, İstanbul'un en önemli su havzalarını ve tarihi su kemerlerini de içinde barındırır. ​Özetle Eyüpsultan; hem inanç turizmi, hem doğası, hem de köklü kültürel mirasıyla İstanbul’un kalbi olmaya devam etmektedir. ​(*) Kaynakça ve Notlar: ​Eyüpsultan Kaymakamlığı ve Eyüpsultan Belediyesi Kültür İşleri Bölümü Yayınları (Kişisel Arşivim) ​Eyüp Lisesi öğrencilik yıllarımdaki kısa notlar ve semt sohbetleri,Tarih söyleşileri, ​TDV İslâm Ansiklopedisi ​
← Yazılar