21 Haziran 2026
Gazete ve Kitap Yazılarımdan Seçkiler LİSE VE ÜNİVERSİTE GİRİŞ SINAVLARI: ÖNCESİ... SONRASI... Nusret Karaca
Gazete ve Kitap Yazılarımdan Seçkiler
LİSE VE ÜNİVERSİTE GİRİŞ SINAVLARI: ÖNCESİ... SONRASI...
Nusret Karaca
"Önce gençlerin ruh ve beden sağlığı... mutlulukları..."
"Eğitimin amacı mutlu bireyler yetiştirmek."
HARFLERLE DANS MI? HEPSİ BU MU YAŞAMIN!
Harflerle dans nedir bilir misiniz? Hiç düşündünüz mü? "Lütfü Kaleli’nin bir kitabını çağrıştırıyor" diyenler olabilir. Evet! Doğrudur. Ancak bizimkisi bambaşka bir dans. Harfler zıvanadan çıkmış gibi. Durmadan yer değiştiriyorlar. Sözcüklere dönüştükçe, güfteler bestelere dökülürken çıkan nağmeler hep aynı: OKS, SBS, YGS, LYS, LGS, KPSS, DGS, ALES, TEOG, YKS, TYT, AYT,YDT...vs.
Sınavlar elbette olmalı, akademik bilgi de...
Ancak;
İlköğretime ne umutlarla başlıyor yavrularımız. Minicik parmaklarıyla tuttukları rengârenk kalemlerle ne harfler yazıyor, ne resimler çiziyorlar umutla bembeyaz kâğıtlara. Dünyaları pırıl pırıl. Masallarında hiç öcüler yok. Pembe düşlerini katıyorlar her ürettiklerine.
Sonra eğitim-öğretim yaşamları boyunca sayılarını kendilerinin bile kolay kolay anımsayamayacakları yazılı, sözlü sınavlara giriyorlar; araştırmalar, ödevler ve projeler yapıyorlar... Sunuyorlar...
Beş seçenekli şablon testlerle uğraşırken yaşamın gerçek renklerini tanıyamadan, kendilerini tam olarak keşfedemeyip yeteneklerini fark etmeden geçmeye başlıyor günleri… Yalnızca bir sınav ile belirlenecek bir hedefe yönlendirilmiş, başları döndürülen gençler olarak çıkıyorlar zaman içinde karşımıza.
Sosyal, kültürel, sportif etkinliklerle kendini fazla buluşturma olanağı bulamayan yarınlarımız... İçine kapanıp odasından ve kendi iç dünyasından dışarı çıkma arzusunda olmayan, yüz rengi sararmış, yarış atı haline gelmiş çocuklarımız.
Yemeden içmeden ve zorunlu ihtiyaçlarından kısarak çocuklarına her türlü olanağı sunmaya çalışan; dershanelere, özel öğretmenlere sürekli para akıtıp okulu çoğunlukla ikinci planda gören ailelerimiz... "Önemli olan çocuğumun sağlığı ve mutluluğu" söyleminde olup içten içe çocuğuyla kendilerini bu yarışın içine sokmuş ve kaptırmış birçok anne ve baba.
Öğretim yılı bitiminde başarı ve başarısızlık oranları... Yüzdeler...
Her şey ve her yer karanlık mı? Elbette değil...
Hâlâ ayakta duran idealist yönetici ve öğretmenlerimiz, tutarlı ve bilinçli velilerimiz, gözlerinin içi ışıl ışıl ve yetenekli gençlerimizle umut doluyuz.
Ancak şu harflerle dans yok mu? Tüm emeklerinizin karşılığını birkaç saate sığdıran, sınayan...
Siz hangi harflerle dans etmek istersiniz onu bilemem. Benim düşüncemi soracak olanlara vereceğim yanıt, Anadolu Lisesi son sınıfında okuduğu sırada kızıma verdiğim yanıt olacaktır:
"Mutlu olmak istediğin harf hangisiyse onu dansa kaldır. Ancak o dansı biliyorsan... Kimsenin ayağına basma. Kimsenin de senin ayağına basmasına izin verme. Bırak herkes bildiği dansı, bildiği yerde, bildiğiyle etsin. Sen yepyeni ufuklara yelken aç özgür düşüncelerinle. Mutluluk hiç uzak değil aslında. Ömür dediğin nedir ki, gelir geçer. Değer mi? Onu düşün ve planlarını ona göre yap. Büyüklerinden ve onların tecrübelerinden yararlan. Yanlış yapma ve yanlış yerlerde durma. Kendini geliştir. Kendi güfteni yaz, kendi besteni yap... İstediğin ritmi tuttur yaşam boyu..."
Gelin hep beraber harfleri yan yana getirerek birkaç cümle oluşturalım, ne dersiniz?
"Bu çocuklar bizim en değerli varlıklarımız. Onları eğitelim; ancak kendi yetenekleri doğrultusunda, işleri zorlaştırmadan... Mutlu ederek..."
Bir şeyler çınlıyor değil mi kulaklarınızda? Evet! Ben de duyuyorum. Ne güzel türküler, şarkılar söylüyor çocuklarımız. Ne güzel dans ediyorlar. Onları da bir kez dinlesek ne olur... Sesleri ne güzel aslında.
Siz duymak isteyin yeter! (*)
Nusret Karaca
() ŞİMDİ BEN NEREDEYİM adlı kitaptan... (S. 123, 124, 125)*
EN İYİ OKUL HANGİSİ?
Kayıtlar başlıyor. Binlerce çocuk ve genç, aileleriyle tercih sonrası kayıt sırasında. Hepsinin gözleri ışıl ışıl... Geleceğe umutla bakıyorlar. Umut hepimizin yaşama sevinci, bundan doğal ne olabilir ki?
Peki okul tercihleri? Aileler çocuklarının yeteneklerini, ilgi alanlarını ne kadar dikkate alarak onların istedikleri okullara girmelerine özen gösteriyorlar?
En iyi okul; vereceği akademik bilgiyi sağlayacak iyi bir eğitimci (yalnız öğretmen değil) kadrosu ile çocuklarımızı, gençlerimizi hayata hazırlayan; sosyal, bilimsel, kültürel, sportif etkinlikleri önemseyen; projeler üreten, öğrencilerine kendilerini ifade etmelerine ortam sağlayan, onlara özgüven kazandıran eğitim kurumlarıdır. Tercih edilmesi gereken bunlardır. Yoksa boya, badana, renkli sunumlar ve öğrencinin kendi yeteneği ile isteği dışında tercih edilen kurumlar, ortaya mutsuz bireyler çıkaracaktır.
Bunun dışında öğrencilerimizin de kendilerine rehberlik yapacak eğitimci ve büyüklerinin tecrübelerini, önerilerini iyice dikkate almaları, bunları önemseyip değerlendirmeleri gerekiyor elbette!
Her birey ayrı bir dünya. Bırakalım artık a, b, c, d, e gibi harflerle dans etmeye zorlamayı; kendi danslarını kendileri etsinler, kendi şarkı ve türkülerini söylesinler. Bizlerin deneyimleri ve kontrolü altında kendi bestelerini yapsınlar.
Ben bir yerlerden güzel sesler duyuyorum... Ve şen kahkahalar... Mutluluğun ifadesi bunlar.
Ya sizler? Sizler de duymak istemez misiniz?
(03 Mayıs 2025 - Sanattasarım Gazetesi)
...
Yazı Tarihleri: 09 Haziran 2024 / 16 Haziran 2025 / 20 Haziran 2026
← Yazılar