Kadıköy · 6 Haziran 2026
"Gazete Yazılarım ve Kitaplarımdan Seçkiler" OFF!... PAZARTESİ! Nusret Karaca
"Gazete Yazılarım ve Kitaplarımdan Seçkiler"
OFF!... PAZARTESİ!
Nusret Karaca
"Güzel bir gündü…Yağmurlu bir akşam üstüydü… Hava kararmaya başlıyordu… Rüzgâr bütün şiddetiyle esiyordu…''
Buna benzer girişlerle başlar birçok yazı. Kimi zaman denemeler, öyküler arasına sıkıştırılır. Okuyanlar, ‘’Ben bunu biliyorum!’’ ve ‘’Bir yerde okumuştum!’’ der ve önemsemezler bazen. Duygular çalıntı gibi gelir onlara. O duyguları yaşatan belirli kişiler, o yazıları yazanlar ise belirli ozanlar,yazarlardır onlara göre.
Ben de bir klasik tanımlamayla başlıyorum.
Evet!
Güzel bir Kadıköy akşamıydı.
Kızımla Kültür ve Sanat Merkezi’nden çıktık. ‘’Babacığım’’ dedi. ‘’Beni sinemaya götürür müsün?’’
Bir haftanın yorgunluğunu birlikte atmak, yaşamın içinde başka bir dekorda kendimize yer bulmak için Bahariye’ye doğru yola çıktık.
Dedim ya…
Güzel bir gündü Kadıköy’de.
Kızım bir ara bana dönerek ‘’Off!…’’ dedi. ‘’Yarın pazartesi…’’
Yüzümü ona çevirdim. Onun çektiği ‘’Of’’ a karşı ben de bir ‘’Of!" çektim içimden ve ona hissettirmeden.
Kızımı sinemaya bıraktıktan sonra yine kalabalığın arasına karıştım. Yaklaşık bir saat Kadıköy’ün sokaklarında dolaştım öylesine. Kimi zaman bir çay ocağında kimi zaman bir kitabevinde mola verdim üç-beş dakikalığına. Sonra Bahariye’nin sokak kitapçısı sevgili Nurullah Can’ın duvar kitabevine yol aldım hızlı adımlarla. Nurullah yoktu. Onun kitaplarını koyduğu duvara yaslandım. Yanı başıma onun beslediği kediler geldi. Onlar da benim omzuma yaslandı Nurullah’ın yokluğunda.
Dalmış gitmişim. ‘’Of!’’ yaralamıştı bir kez.
Daha birkaç gün önce sevgili Salman Altundal kızımın sırtında taşıdığı çantanın ağırlığını görünce Lale Bildirici’ye fotoğrafını çektirmişti.
Benim, kızımın okul çıkışında taşımakta zorluk çektiği sırt çantasıyla birlikte.
‘’Of’’ diyordu küçük kızım pazartesi için. Klasik bir ‘’Pazartesi Sendromu’’ değildi bu.
Sonra yaslandığım duvarda ‘’Of!’’ geldi aklıma. Her güne bir ‘’Of’’.
Bir gün Lise Giriş Sınavları için ‘’Of’’, bir gün ÖSS için ‘’Of!"
Kim bilir bir gün duygularının esiri olup, güvendiği, inandığı erkek arkadaşından gelebilecek ‘’Of!"için.
Geriye kaldı mı üç gün?
İş yerinden, trafikten, çevre kirliliğinden kirlilik yaratan insanlardan, geçim sıkıntısından gelecek ‘’Of!’’lar…
Hani her güne bir ‘’Of’’ bile yetmiyor.
Kim demiş yıl 365 gün diye.
Bizlere artık saatleri bile kalıyor mu altışar saatten?
Dört yılda bir ‘’Of!"bile demeden ‘’Oh!’’ diyebileceğimiz doya doya yaşayabileceğimiz bir gün bile var mı kendimize saklayabildiğimiz?
Her şeyi niçin zorlaştırıyoruz?
Hep birlikte gülmek, paylaşmak, mutlu olmak bu kadar mı zor?
Şimdi kızımın sinemadan çıkışını karşılamaya gidiyorum. Ne olur siz de çocuklarınızın gözlerinin içine bir bakın ve ellerini tutun, nasıl? Sımsıcak değil mi?
Zamanın kıymetini bilmeli.
Şu kısa sürede neler gelip geçti aklımdan yazdım da rahatladım
‘’Oh be!’’
......
<<05.11.2004(Gazete Kadıköy), 29.03.07(Kadıköy Olay), 2008 Kadıköy Lisesi(Damla)’da ve 2019 "Şimdi Ben Neredeyim" adlı kitabımda yer alan yayımlanmış yazım.
← Yazılar