1 Ağustos 2026

"Gezi - Araştırma-Derleme Notlarımdan Kısa Seçkiler" ÇIRAĞAN SARAYI ve ÇIRAĞAN BASKINI HAKKINDA KISACA Nusret Karaca

"Gezi - Araştırma-Derleme Notlarımdan Kısa Seçkiler" ÇIRAĞAN SARAYI ve ÇIRAĞAN BASKINI HAKKINDA KISACA Nusret Karaca Beşiktaş ile Ortaköy arasındaki sahil kesiminde yer alan Çırağan Sarayı’nın bulunduğu yerde, bir zamanlar Lâle Devri’nin (1718-1730) ünlü Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın eşi Fatma Sultan’ın ahşap bir sarayı bulunuyordu. İsim Kaynağı ve Geçmişi: Çırağan Sarayı’nın bulunduğu yer, 17. yüzyılda "Kazancıoğlu Bahçesi" adıyla bilinirdi. Sultan I. Ahmed devrinde (1603-1617) Hasbahçe olarak padişah ve ailesi için ayrıldı. IV. Murad zamanında (1623-1640) ise Sultan'ın kızı Kaya Sultan’a hediye edilerek hanedana ait ilk yapı şekillendi. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın bu sarayda düzenlediği Lâle Devri eğlencelerindeki meşhur aydınlatmalar, sarayın adına kaynaklık etti. Farsçada "ışık dolu / ışık şöleni" anlamına gelen “çerağ” kelimesinden mülhem, yapıya Çırağan adı verildi. Bir süre padişahların yazlık sarayı olarak kullanılan, daha sonraları onarım gören ve II. Mahmud tarafından büyütülen bu ahşap saray, 1859 yılında Sultan Abdülmecid tarafından yerine kâgir bir saray yaptırmak amacıyla yıktırıldı. Ancak inşaat, Sultan Abdülmecid'in vefatı üzerine yarım kaldı; sarayı onun yerine tahta geçen kardeşi Sultan Abdülaziz tamamlattı. Sarayın mimarları Sarkis ve Agop Balyan’dır. Mimarlar, yapıyı babaları Nigoğos Balyan’ın hazırladığı plana göre inşa ettiler ve saray 1871 yılında tamamlandı. İç mimarisi ve mermer dış cephesi oldukça gösterişliydi. 1876 yılının Mart ayında buraya çekilerek bir süre kalan Sultan Abdülaziz, halk arasında "Beşiktaş Mevlevihanesi’nin yıktırılarak saray arsasına katılmasının uğursuzluk getireceği" yönünde söylentiler çıkması üzerine Çırağan Sarayı’nı terk ederek Dolmabahçe Sarayı’na yerleşti. ÇIRAĞAN BASKINI I. Meşrutiyet’in ilanı hareketleri sırasında V. Murad tahta geçirildi. Ancak Sultan, akli dengesindeki sorunlar nedeniyle yalnızca 93 gün tahtta kalabildi. Yerine geçen II. Abdülhamid, V. Murad’ı Çırağan Sarayı’na kapattı. V. Murad tam 25 yıl burada gözetim altında tutuldu. 20 Mayıs 1878 günü; yazar, gazeteci, öğretmen ve Yeni Osmanlılar Cemiyeti üyesi olan Ali Suavi, V. Murad’ı tekrar tahta çıkarmak amacıyla 150 kadar Rumeli göçmeniyle birlikte Çırağan Sarayı’nı bastı. Dönemin Beşiktaş Muhafızı (karakol komutanı) Yedi Sekiz Hasan Paşa_ hızla olay yerine yetişti. Ali Suavi, Hasan Paşa'nın başına indirdiği sopa darbeleriyle olay yerinde öldürüldü. Tarihe "Çırağan Baskını" olarak geçen bu kanlı girişim böylece bastırıldı. Saray, ilerleyen yıllarda bir süre "Mebuslar Meclisi" (Meclis-i Mebusan) olarak da hizmet verdi. _Yedi Sekiz Hasan Paşa: Okuma yazması zayıf olduğu ve imzası Arapça yedi (٧) ve sekiz (٨) rakamlarından oluştuğu için tarih sayfalarında bu lakap ile anılmıştır. ÇIRAĞAN SARAYI'NDA YANGINLAR ve RESTORASYON 19 Ocak 1910: Meclis-i Mebusan Salonu’nun üst bölümünde ve çatı katındaki kalorifer bacasından çıkan devasa bir yangınla saray, sadece beş saat içerisinde küle döndü. Yangında II. Abdülhamid’in özel koleksiyonu ve V. Murad’ın eşsiz kütüphanesi de yanarak yok oldu. 1987-1992: Saray uzun süre harabe halinde kaldıktan sonra 1987 yılında kapsamlı bir restorasyon sürecine girdi. 1990 yılında otel, 1992 yılında ise saray bölümü kapılarını yeniden açtı. 2006: Saray binası yeniden ciddi bir renovasyondan geçti. 2022: Çırağan Sarayı’nın otel bölümünde bir yangın daha çıktı; ancak bu yangın büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü. "Çırağan, adı gibi üç kez yandı, üç kez ışığa döndü." (*) KAYNAKÇA* İstanbul Gezi Notlarım, Rehber Broşürleri, Tarih Söyleşileri ve Sohbetleri Eyüp Lisesi ve Eğitim Enstitüsü Sanat Tarihi Dersleri İBB Kültür İşleri Daire Başkanlığı Yayınları İslam Ansiklopedisi, Çırağan Palace Kempinski, NTV, Anadolu Ajansı
← Yazılar