9 Haziran 2026

İstanbul Araştırma ve Gezi Notlarımdan: ŞEHZADEBAŞI ve İSTANBUL'un ORTA NOKTASI ​Nusret Karaca

​İstanbul Araştırma ve Gezi Notlarım Arasından Kısaca: ŞEHZADEBAŞI ve İSTANBUL'un ORTA NOKTASI ​Nusret Karaca ​Katılabildiğim kültürel ve sanatsal etkinlikler sırasında inceleme fırsatı bulduğum broşür, dergi, bülten ve gazete gibi çeşitli yayınlarda okuduklarımdan, dinlediklerimden ve araştırmalarımdan her zaman kısa notlar alırım. Bu yazı da o notlar arasından süzülen küçük bir derleme... ​Direklerarası'nın Kalbi: Şehzadebaşı ​Şehzadebaşı, İstanbul’un Avrupa Yakası’nda yer alan Fatih ilçesinin tarihî bir semtidir. Kesin sınırları çizilememekle birlikte idari olarak Kemalpaşa ve Kalenderhane mahallelerinin bir bölümünü kapsar. Unkapanı, Saraçhane ve Vezneciler gibi merkezî semtlere olan yakınlığı nedeniyle geçmişten bugüne her zaman oldukça hareketli bir bölge olmuştur. ​Özellikle 1800'lü yıllarda, Ramazan ayları geldiğinde bu hareketlilik zirveye ulaşırdı. İnsanlar iftarlarını yapar, teravih namazını kıldıktan sonra ellerinde fenerlerle Vezneciler ve Unkapanı gibi semtlerden yürüyerek Şehzadebaşı’na akın ederlerdi. Bu büyük cazibenin asıl nedeni, dönemin meşhur "Direklerarası" eğlenceleriydi. ​Şehzadebaşı Adı Nereden Geliyor? ​Semt, adını Kanuni Sultan Süleyman'ın genç yaşta vefat eden oğlu Şehzade Mehmed'in anısına Mimar Sinan'a yaptırdığı Şehzade Camii ve Külliyesi'nden alır. ​Kanuni Sultan Süleyman, seferdeyken oğlu Şehzade Mehmed'in vefat haberini alınca büyük bir üzüntü yaşamış ve inşa ettireceği bu büyük caminin adının Şehzadebaşı olmasını istemiştir. Caminin avlusundaki türbede Şehzade Mehmed ile birlikte kardeşi Şehzade Cihangir de yatmaktadır. Dolayısıyla semt, adını ve ruhunu Kanuni'nin bu sevgili şehzadesinden almıştır. ​Bu büyük külliye; caminin yanı sıra imaret, tabhane, medrese ve mekteplerden oluşarak kısa sürede semtin en önemli yaşam merkezi hâline gelmiştir. ​İstanbul'un Geometrik Orta Noktası ​İstanbul'un coğrafi ve tarihî merkez noktası olarak kabul edilen yer, bugün Kalenderhane Mahallesi, Şehzadebaşı Caddesi üzerinde yer alır. ​Mimar Sinan, bu şehri yalnızca taşla değil; ölçüyle, dengeyle ve ruhla anlamaya çalışmıştır. Rivayete göre Koca Sinan, Şehzadebaşı Külliyesi’ni inşa ederken Eyüp’ten Sarayburnu’na kadar uzanan hassas hesaplamalar yapar. ​İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin İstanbul Rehberi’nde, “İstanbul’un Ortası” başlığı altında bu gizemli sütun hakkında şu bilgiler verilmektedir: ​"Mimar Sinan, Şehzadebaşı Külliyesi’ni yaparken Eyüp’ten Sarayburnu’na İstanbul’un geometrik merkezini de hesaplamıştır. Çeşitli ölçümlerden sonra orta noktanın, Şehzadebaşı Külliyesi’ndeki Şehzade Mehmet Türbesi’nin yanına rastladığını belirlemiş ve oraya bir taş dikmiştir. Bu nokta bugün Şehzadebaşı ile Dedeefendi caddelerinin kesiştiği noktadaki Şehzadebaşı Camii’nin dış duvarının köşesine rastlar. Güney ve doğu duvarlarının birleştiği bu noktada altı ve üstü demir millere oturtulmuş, böylelikle dönen yeşil somaki bir mermer sütun bulunmaktadır. Sütun, yol seviyesinin yükseltilmesi ve asfaltın sütunu kapatması sebebiyle artık dönmemektedir." ​Evliya Çelebi de ünlü Seyahatname’sinin “Şehzâde Sultan Mehmed Camii” bölümünde bu durumu doğrular: "Bütün mühendisler, üçgen şekilli olan İstanbul’un ortası; saat, adım ve uzunluk hesabınca bu Şehzâde Camii yeridir ki bu düz geniş vadiye yapılmıştır, tepe üzere değildir." ​Mısır Pudingi: Taşın Gerçek Kimliği ​Küfeki taşıyla örülmüş güney ve doğu çevre duvarlarının kesiştiği köşede yer alan bu yeşil taş, bezenmiş Marmara mermerinden bir başlık altına oturtulmuştur. Ne yazık ki zamanla kaldırım seviyesinin yükselmesinden dolayı sütun kaidesi tamamen görünmez olmuş, yakın çevresindeki malzeme kayıpları nedeniyle taşın başlık seviyesinde kısmi aşınmalar meydana gelmiştir. ​Halk arasında veya bazı kaynaklarda hatalı olarak "porfir" ya da "granit" olarak tanımlanan bu taşın asıl cinsi, renkli çakılların zamanla doğal bir şekilde çimentolaşmasından oluşan puding taşıdır. Taş, Roma İmparatorluğu döneminde Mısır’daki ocaklardan getirildiği için literatürde “Mısır Pudingi” olarak tanımlanır. Roma dönemindeki adı “Lapis Hexecontalithos” olan bu taşın bilimsel (litolojik) tanımı ise Metakonglomeradır. ​Kelimelerin Sözlüğü ve Notlar: ​Tabhane: Osmanlı döneminde, özellikle dervişlerin, misafirlerin ve hastalıktan yeni kurtulup güç toplamaya ihtiyacı olanların (nakahat dönemindekilerin) barınması ve dinlenmesi için kurulmuş sosyal kurumlardır; "güç bulma evi" anlamına gelir. (Dr. Ratip Kazancıgil) ​İmaret: Osmanlı döneminde yoksullara, yolculara ve medrese talebelerine ücretsiz sıcak yiyecek dağıtmak amacıyla kurulmuş hayır müessesesidir, aşevine verilen addır. (TDV İslâm Ansiklopedisi) ​Kaynakça: İ.B.B. Kültür A.Ş. (Şehir Rehberi), Kültür Envanteri, Tarihi Yarımada Notları, Büyük İstanbul Tarihi, Şehir Gezi ve Etkinlik Notlarım. ​
← Yazılar