4 Ekim 2026
PANDEMİ GÜNLERİ'NDE KADIKÖY SÖYLEŞİLERİ: ŞENOL GÜREL ile HAFTA SONU Nusret Karaca
Android için Outlook'u edinin
Kimden: Nusret Karaca <nusret.karaca@hotmail.com>
Gönderildi: 29 Mart 2021 Pazartesi 07:30
Kime: Nusret Karaca
Konu: Fwd: PANDEMİ GÜNLERİ'NDE KADIKÖY SÖYLEŞİLERİ(9) ŞENOL GÜREL ile HAFTA SONU (Nusret Karaca)
Android için Outlook'u edinin
From:
PANDEMİ GÜNLERİ'NDE KADIKÖY SÖYLEŞİLERİ:
ŞENOL GÜREL ile HAFTA SONU
Nusret Karaca
"Dünyayı yöneten kağıt,kalem ve mürekkeptir." der Jonathan Swift.
İddialı bir söz. Ancak şu var ki kalem ve kağıtla kucaklaşan dünyanın bir çok yerini dolaşabiliyor satırlarının arasında. Şiir oluyor, öykü oluyor, roman oluyor...bazen de bir makale, anı, haber...
Bazen de bir insanın iç dünyasına yolculuk.
O da bir söyleşi oluyor.
.....
Bu pandemi günlerinde biz de edebiyat dünyasının içinde bir gezintiye çıktık Kadıköy'de Bu kez Şenol Gürel çıktı karşımıza.
Onunla da tanışıklığımız yine Kadıköy'deki edebiyat toplantılarıyla başladı.
Bostancı Hatay Restoran Salı Salah Birsel ve Perşembe Ahmet Miskioğlu Türk Dili Toplantıları, Barış Manço Kültür Merkezi ve CKM etkinlikleri, Kitap Günleri, Şiir dinletileri...
Albümümden Şenol Gürel, Anıl Meriçelli, Muzaffer Uyguner, Ahmet Miskioğlu, Şükran Kurdakul, benim ve Leman Meriçelli'nin içinde olduğu bir fotoğraf düştü avuçlarımın arasına. Hemen Şenol Gürel ile paylaştım. Bugün ise kendisiyle gerçekleştirdiğimiz bir söyleşiyi paylaşıyorum.
....
-Merhaba Şenol Gürel.
Pandemi günleri dersem...
*Yazanlar, çizenler, yontanlar... Birikmiş özü peteklere doldurmak için bir yere kapanmak isteyebilirler. Bu durum, bir kutuya girmek olarak görülmesin; yazar kendini bir dağa da kapatabilir. Dayatılan yalnızlığın verdiği tedirginlik, üretkenliği bozabilir. Sanatçının iyisi bunu aşabilen, bun bulutlarını dağıtabilendir.
-Şenol Gürel'i nasıl anlatırsın?
*Çayıra çakılmış kazığa bağlı örkün öbür ucu alapaça atın boynundadır. At, dokuz kulaçlık bir değirmiden çıkamaz. Kısır döngüye baş eğip kendisine çizilen sınırın içinde kalması istenmiştir. Boynundaki örk, yol vermez bir adım daha atmasına. İki karış ötede daha taze, daha gür görünen ota ağız çalmak açlığı değildir onu örkünü koparmaya iten. Dağdan kopup gelen rüzgara kapılarak dizginsiz koşmak susayışıdır onu delirten. Boynunu kesse de ileriye gitmek isteyen atı duymakla başlar şiir, öykü...
En kısa tanımıyla sanat tepkidir. Tepkiler duyuşla biçimlenir. Beş duyakla algılıyoruz evreni. Görüleni, işitileni, tadılanı algılayışımızın niteliği belirler duyuşumuzu.
Ben'e erdim ereli yaşamı, olanı biteni öze bir duyuşla algılıyorum. Bu duyuşların iç evrenimde oluşturduğu tepkimelerin dışa vurumudur ürettiklerim.
“dizelerimden döküldüm / daha gerçek değilim şiirimden”
-“Şiir aklın türküsüdür.” diye bir söz. Üvercinka'da dikkatimi çekti. Elbette bir çok kişi şiir tanımlaması yapmış, yapılıyor da...Sence şiir?
*Şiir damıtımdır.
Topraktan buğday, sudan karanfil, ateşten söz damıtmaktır şiir.
-Salı ve Perşembe toplantıları Kadıköy ile özdeşleşmişti. Perşembe toplantılarını pandemi öncesine kadar Barış Manço'da sürdürdü dostları Sencer (B)bey yönetiminde. Bu konuda neler düşünüyorsun. Edebiyat Dünyası içindeki yeri?
*Yanlış anımsamıyorsam Aralık 1991'de Salah Birsel, o Salı sonrası Perşembe de Ahmet Miskioğlu ile tanıştım. Bana hep bayram buluşması gibi gelirdi. Geride kalan, yaklaşık otuz yıl; belleğimi yokuşa sürerek bu toplantılardan gelip geçenleri yazayım desem eksikli olacağı kesin. Katılımcılar, kendilerince bir şeyler almışlardır.
Salah Birsel Salıları, şiirin kapılarını iyice aralayarak dünya şiirini, özellikle İkinci Yeni şiirini daha yakından tanımama aracı oldu. Bir tür ev ödevi gibi toplantılara okuyarak araştırarak gidiyordum.
Ahmet Miskioğlu'nun Türk Dili Dergisi toplantıları dil bilincini, dil sevgisini pekiştirici özellikteydi. Yazın dünyasından değerli şairlerle yazarlarla tanıştım. Dille ilgili değerli kazanımlarım oldu.
-Şiir mi, düz yazı mı sana yakın? Seni anlatan? Senin anlatma dilin?
*Bilineni söyleyeyim. Roman da öykü de yazsa şairim der şair. On yıldır kitaplaşmanın eşiğinde bekleyen iki roman, iki öykü, bir masal dosyam var. İlk şiirim 1981 yılında yayımlandı; o günden bugüne çeşitli dergilerde şiirlerime yer yer veriliyor. Altı şiir dosyamdan biri olan ilesiz Temmuz 2020'de Hayal yayınları arasında çıktı. On tane romanım da çıksa kimliğim şiirimdir.
-Kitap Fuarları? Buralara toplumun ilgisi?
*Genel olarak toplumun fuarlara ilgisi göz doldurucu, fuar alanları dolup taşıyor. Ancak kanımca ilgi, ilgiden öteye gitmiyor, oracıkta çakılıp kalıyor. Okumayı sevmiyor bu toplum. Üç dört öğrenci çıkmış bir evde bir tane sözlük bulunmaz mı. Lingo lingo şişelerin, pembiş pembiş bebişlerin yanında iki kitap yer bulmaz mı. Kutsal kitaba dil uzatanların dilini kesenlerin kaçı Kur'an'ı okumuştur.
-Pandemi günlerinde kitaba ilgi daha mı arttı, yoksa geçici bir ilgi mi?
*İlgi o ilgi, gör beni ilgisi.
-Eğitim kurumları ve sanat?
*Kurulu olan ne vardıysa içi boşaltılarak yığılıya dönüştürüldü. Üniversiteler gak guk demeyi kendilerine çok görür durumda. Kan dolaşımı süren, soluk alıp veren birkaç yer kaldı. Umutsuzluk değil benimki; yeşilliğini koruyan dallar var. Tohum düşmüş bir kez, bugün değilse yarın uç verir.
-Yeni projeler
*1993’te başlayıp 2009’da bitirdiğim uRn masallarını yeniden gözden geçirip sonradan yazdığım birkaç yeni masalı ekleyerek kitaplaştırmak. Covid-19 salgınından göz açabilirsek Eylül 2021’de sekiz yıldır beklettiğim romanı yayınlatmak.
-Bir şiir?
*Elbette!
kanardağ
neyi kandan sevdiysem kekliğe dönüştü
çok uçamadı
yaşlanmış yıldızlar gibi düştü
kör beyazı bir bulut dolaşırdı başımda
tuttum alnıma sürdüm
eğilince sudan aynaya
kül oldu döküldü
yangınım görülmesin diye
neye üfürdüm içimde tutuşan goncayı
çok sürmedi
dağ oldu püskürdü
-Teşekkür ediyorum. Etkinliklerde buluşmayı umarak!...Özledik!
....
"Bugün 14 Mart 2021 Pazar.
Bugün yine bir dostu,edebiyat dünyasının üretken bir güzel insanını konuk ettik sayfamıza bu kısıtlama günü içinde.
Kağıt ve kalem yine kucaklaştı bizle...Biz de onunla dolaştık ve bir kapı
bulup içeri girdik.
Dünyayı yönetmek buysa!
Jonathan Swift haklı
Kalemle başa çıkmak zor!
Hele bizdeyse hiç rahat durmuyor!
Gül gibi geçinip gidiyoruz!
← Yazılar