8 Ağustos 2026

​"Şehrin İçinden" ​İstanbul Semtleri ve Mahallelerinden: GÖKSU ve KÜÇÜKSU KASRI Hakkında Kısaca Nusret Karaca (Gezi ve Araştırma Notları)

​"Şehrin İçinden" ​İstanbul Semtleri ve Mahallelerinden: GÖKSU ve KÜÇÜKSU KASRI Hakkında Kısaca Nusret Karaca (Gezi ve Araştırma Notları) ​İstanbul... Bosphorus... Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan; tarihiyle, coğrafyasıyla sanatçılara ilham kaynağı olmuş bir dünya güzeli! Aşklar, aşıklar kenti İstanbul! ​Bir yazımda daha böyle bir giriş yapmıştım. Öyle öyküler barındırıyor ki bu şehir bünyesinde... Her semtin kendine has ayrı bir öyküsü olunca, yine böyle bir giriş yapmak geldi içimden. ​5 Şubat 2022 Cumartesi Üsküdar–Beykoz yolu üzerinden Küçüksu’dayız. Yıllardır gelirim buraya; bazen tek başıma, bazen ailemle... Öğrencilerimi de ihmal etmem! Tarihi Küçüksu Kasrı’na getirip gezdirdiğim çok olmuştur. ​Her gezimde notlar almak, gittiğim yerle ilgili yeni şeyler öğrenmek ve bunları arşivimdeki bilgilerle harmanlayıp yazıya dökmek artık benim için olağan bir yaşam biçimi haline geldi. Bugün de o özel anlardan biri... ​Bizans'tan Osmanlı'ya Bir Mesire Alanı: ​Göksu; Anadolu Hisarı, Yeni Mahalle sırtları ve Marmara Denizi ile çevrelenmiş nadide bir Boğaz semti. Burada Büyük Göksu ve Küçüksu derelerinin meydana getirdiği iki vadi boyunca uzanan alan, tarih boyunca bir mesire yeri olarak kullanılmış ve İstanbulluların odak noktası haline gelmiştir. Dereler, köprüler, anıt ağaçlar ve burada düzenlenen eğlenceler... ​Bizans Dönemi’nde bölgeye "Potamonion" (Kutsal Kuyular / Derecikler), dereye ise "Aretai" (Güzellikler) adı verilirmiş. Bizanslılar bu suyun hastalıklara şifa verdiğine, insanı günahlardan arındırdığına inanır; her su kaynağının başına bir ayazma inşa ederlerdi. Semtin dereleri Batı kaynaklarında "Asya'nın Tatlı Suları" (Sweet Waters of Asia) olarak da tanınır. ​Osmanlı Dönemi’nde 16, 17, 18 ve 19. yüzyıllarda yoğun ilgi gören semtte, Fatih’in gazilerinden Salih Dede’nin dere yoluna bir çeşme yaptırdığı yazılı kaynaklarda yer alır. Ayrıca bölgede binicilik yapıldığı ve un ihtiyacını karşılayan değirmenlerin bulunduğu da aktarılan bilgiler arasındadır. ​1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile Kağıthane mesire alanı harap olunca, Göksu mesire alanı altın çağını yaşamaya başlar. Osmanlı padişahlarının da ilgi gösterdiği bu semtte, Anadolu Yakası’nın en önemli deresi olan Göksu’nun çevresindeki Baruthane Çayırlığı'nda tuluat ve orta oyunu gösterileri düzenlenirdi. Saltanat kayıklarının yanaştığı bir iskeleyle donatılan bu alan; Levantenler, Frenkler ve azınlıkların da sıkça uğradığı bir cazibe merkeziydi. ​Küçüksu Kasrı ve İmar Faaliyetleri: ​18.ve19.yüzyıllarda bölgedeki imar faaliyetleri hız kazanır: ​I. Mahmud Dönemi: Sadrazam Divitdar Mehmed Paşa tarafından padişaha hediye olarak ahşap bir av köşkü yaptırılır. 1752’de tamamlanan köşk, daha sonra III. Selim tarafından kapsamlı bir tamirattan geçirilir. ​Sultan Abdülmecid Dönemi: Ahşap yapı yıktırılarak yerine mimar Nigoğos Balyan tarafından bugünkü görkemli kâgir kasır inşa ettirilir (1856-1857). ​Sultan Abdülaziz Dönemi: Dış cepheye eklenen zengin kabartma ve rölyef süslemeleriyle yapıya bugünkü ihtişamlı görünümü kazandırılır. ​Küçüksu Kasrı’nın hemen yanında ise III. Selim tarafından annesi Mihrişah Valide Sultan adına yaptırılmış som mermerden iç açıcı bir çeşme yer almaktadır. Ayrıca II. Mahmud döneminde bölgedeki Küçüksu Camii de yeniden inşa ettirilmiştir. ​Gezdiğimiz ve gördüğümüz yerler hakkında yazılı ve sözlü kaynaklardan bilgi edinerek iz sürmek, gezileri çok daha anlamlı kılıyor. Katkısı olan tüm kişi ve kuruluşlara, sohbetleriyle bilgi paylaşan herkese teşekkür ediyorum. ​Kaynaklar & Notlar: ​İstanbul'un Semtleri, S. Faruk Göncüoğlu, İBB Kültür A.Ş. (2003) ​Küçüksu Kasrı(TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı Yayınları İstanbul, 1995),TBMM Milli Saraylar(2008) ​Küçüksu Öğretmenevi Sohbetleri ​Eğitim Enstitüsü Sanat Tarihi Ders Notları
← Yazılar