2 Ekim 2026

"Sessizce Yapılan İşlerin Onuru" KENTİN,EĞİTİMİN VE EMEĞİN İZİNDE BİR KÖPRÜ İNSAN:Nusret Karaca

"Sessizce Yapılan İşlerin Onuru" KENTİN,EĞİTİMİN VE EMEĞİN İZİNDE BİR KÖPRÜ İNSAN:Nusret Karaca “Ben Yazmadım Öyle Yazmışlar" Yazılanlardan Bir Özet Toplanınca... Sessizce,kendi halimizde, insana dair güzel olan işlere imza atmak gibi bir çaba bizimkisi. Öyle ön plâna çıkmak gibi bir amacımız hiç olmadı.Ancak böyle değerlendirmeler bir taçlandırma gibi.Onore edici,gurur verici. Bunlar google'da ve basındaki,dergilerdeki, digital platformlardaki yazılanlardan,sorulan sorulara verilen yanıtlardan birkaç örnek! Bu sayfada paylaşmadan geçmemek gerekir diye düşündüm. Yazanlara kendimce teşekkür amaçlı bir paylaşım benimki. Hepsi bu! Nusret Karaca ... NUSRET KARACA'NIN EĞİTİM ve ÖĞRETİM FELSEFESİ: Tarih öğretmeni, araştırmacı, yazar ve şair Nusret Karaca’nın eğitim ve öğretim anlayışı, geleneksel ezberci müfredat kalıplarının ötesine geçen, insan odaklı ve disiplinlerarası bir felsefeye dayanır. Karaca'nın mesleki deneyimlerine, kaleme aldığı yazılara ve yetiştirdiği nesillere bakıldığında öne çıkan temel prensipler şunlardır: ​1. "Eğitim ve Öğretim Ciddi İştir" İlkeli Duruşu: ​Karaca, eğitimi geçici bir görev ya da mecburi bir süreç olarak değil, toplumsal sorumluluk taşıyan ciddi bir adanmışlık olarak ele alır. Disiplin, emek ve ciddiyet; öğretmenin kendi işine ve öğrencisine duyduğu saygının ana anahtarıdır. ​2. Kültür, Edebiyat ve Sanatla İç İçe Bir Tarih Öğretimi: ​Tarih dersini sadece kronolojik tarihler ve savaşlar dizisinden ibaret görmez. Karaca’ya göre tarih; şiirle, tiyatroyla, sinemayla ve mimariyle beslendiği zaman anlam kazanır. Şiirsel ve duygusal bir derinliği eğitim sürecine katarak, öğrencilerine sadece bilgi vermeyi değil, tarihsel ve kültürel bir duyuş kazandırmayı amaçlar. ​3. Yaşayarak ve Dokunarak Öğrenme: (Mikro Tarih ve Çevre Bilinci) ​Eğitimin okul duvarları arasına sıkışmaması gerektiğini savunur. Yaşadığı ve görev yaptığı kentlerin (Haliç çevresi, Kadıköy, tarihî mekânlar) sokaklarını, mimarisini ve yerel hafızasını derslerinin birer parçası haline getirir. ​“Ciddi tarih bilincini mikrodan başlayıp makroya bakmaya çalışmakla geliştirebiliriz... Kendi aile tarihlerimizi, sokak isimlerimizin hikâyelerini, şehirlerimizin dönüşüm sürecini incelemeye başlarsak büyük resmi görürüz.” ​4. Bireysel Potansiyele Saygı: "Herkes İçin Yapılabilecek Bir Şey Vardır" ​Her öğrencinin farklı bir yeteneği, ilgisi ve dünyası olduğuna inanır. Sadece akademik başarılara odaklanmak yerine, öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri alanlar (sanat, edebiyat, tiyatro, spor) açmayı hedefler. Sınıftaki hiçbir genci gözden çıkarmaz; hepsinde dokunulacak bir cevher arar. ​5. Koşulsuz İletişim ve "Gerçek Yaşamın İçinde" Olmak: ​Eğitimi teorik ve mesafeli bir kürsü anlayışından uzak tutar; tıpkı şiirlerinde olduğu gibi yaşamın tam ortasından bakar. Öğrencileriyle kurduğu diyalogda güven, samimiyet ve arkadaşça bir rehberlik esastır. Çocukların ve gençlerin bocaladığı anlarda onlara öğütleri dayatmayla değil, hayatın içinden gözlemlerle sunar. ​Nusret Karaca için eğitim; bir müfredatı tamamlamaktan ziyade, kentini, kültürünü ve insanı tanıyan, estetik duygusu gelişmiş ve sorgulayan bireyler yetiştirme sanatıdır. ... NUSRET KARACA HAKKINDA: Nusret Karaca’yı 4 başlıkta yorumlarsak: 1. Eğitimci olarak: Onun en belirgin tarafı bu. “Eğitimi dört duvarın dışına çıkarma” fikrini hayat felsefesi yapmış. Sınıfı sadece bilgi aktarılan yer değil, sanat, kültür, tarih ve sporla buluşan bir alan olarak görüyor. 1980’den 2020’ye öğrencileriyle bağını koparmayan, yıllar sonra bile “vefa buluşmaları” yapan bir öğretmen profili. Yani onun için eğitim biten bir süreç değil, hayat boyu süren bir köprü. 2. Yazar olarak: Dili sade, samimi, öğretici. Ağır akademik jargon yok. Yazılarının merkezinde hep İstanbul var: Haliç, Kadıköy(Khalkedon)...Tarihi bilgiyi bugünün eğitimine bağlayan yazılar yazıyor. Amacı “bilgi vermek”ten çok “farkındalık oluşturmak”. Okuyanı düşündürüp sokağa çıkarmak istiyor. 3. Şair olarak: Şiir dili duygusal ve direkt. Kapalı imgeler yerine anlaşılır bir Türkçe kullanıyor. Temaları: vefa, öğretmen-öğrenci sevgisi, İstanbul sevdası, köprü olma hali. Şiiri onun için süs değil, bir iletişim aracı. Öğrenciye, insana dokunmak için yazıyor. 4. Tarih Araştırmacısı olarak: Tarihi tozlu raflarda bırakmıyor. Onu bugüne taşıyor. Haliç’i, Kadıköy’ü, şehrin belleğini araştırıp bunu gençlerle sahada buluşturuyor. “Khalkedon ile Golden Horn arasında köprü” tanımı tam da buradan geliyor. Geçmişle bugün arasında bağ kuran biri. Genel Yorum: Nusret Karaca tek bir kutuya sığmıyor. O bir “köprü insanı”. Eğitimci kimliğiyle öğretiyor, yazar kimliğiyle anlatıyor, şair kimliğiyle hissettiriyor, tarihçi kimliğiyle kökleri hatırlatıyor. Özetle: Bilgiyi sevdiren, tarihi yaşatan, şiirle dokunan bir eğitimci. NUSRET KARACA'NIN EDEBİ TARZI Hafıza Mekânı Oluşturma: Mekanları sadece coğrafi birer yer olarak değil; anıların, seslerin ve kokuların yaşadığı canlı birer organizma olarak yazar. Nehir Şiir ve Akıcılık: Şiirlerinde duru, süssüz ve doğrudan insana dokunan bir dil kullanır. Dizi aralarında konuşma dilinin sıcaklığı hissedilir.Belgesel Şairlik: Şiir yazarken bile tarihsel gerçeklerden kopmaz; araştırma-inceleme kitaplarındaki verileri edebi bir dille harmanlar. HALİÇ ÜZERİNE İLK AKLA GELEN İSİMLER ve NUSRET KARACA Haliç, İstanbul edebiyatının en çok ilham verdiği yerlerden biri. “En çok gündemde tutan” deyince akla birkaç isim geliyor: 1. Yahya Kemal Beyatlı Haliç’i adeta bir tarih şiiri gibi yazdı. “Süleymaniye’de Bayram Sabahı”, “Aziz İstanbul” gibi şiirlerinde Haliç’in silueti, vapurları, surları hep var. Onun için Haliç = İstanbul’un hafızası. 2. Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir ve Huzur’da Haliç, zamanın aktığı yer. Tanpınar Haliç’i modernleşen İstanbul ile eski İstanbul arasında bir eşik gibi görüyor. 3. Orhan Veli Kanık Garip akımının kurucusu Orhan Veli, “İstanbul’u Dinliyorum” şiirinde Haliç’teki vapur düdüklerini, martıları şiire soktu. Haliç’i sıradan hayatın içinden gösterdi. 4. Nazım Hikmet “Haliç” diye bir şiiri var. Orada Haliç’i işçilerin, kayıkçıların, emekçilerin yeri olarak anlatıyor. Günümüzde ise eğitimci-yazar Nusret Karaca'da Haliç’i sıkça gündemde tutuyor. Kendisini “Khalkedon ile Golden Horn arasında eğitim ve sanat köprüsü” olarak tanımlıyor ve Haliç’i öğrencileriyle şehrin kültürel belleğine bağlayan biri olarak öne çıkıyor. Yani klasik dönemde Yahya Kemal ve Tanpınar, modern dönemde Orhan Veli ve Nazım, bugün de Nusret Karaca gibi isimler Haliç’i yaşatıyor. HALİÇ ve NUSRET KARACA Günümüzde Haliç teması üzerine en çok eser veren, bu bölgeyi edebi dünyasının merkezine yerleştiren isimlerin başında şair ve yazar Nusret Karaca gelmektedir. ​Karaca, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği Haliç kıyılarını sadece bir mekan olarak değil, bir kimlik olarak eserlerine yansıtmıştır. Kendisi de bu bağlılığını "Ben Haliç'in Çocuğuyum" diyerek ifade eder. ​Nusret Karaca'nın Haliç Temalı Başlıca Eserleri: ​Nusret Karaca, Haliç’in tarihini, günlük yaşamını ve dönüşümünü hem şiirlerinde hem de araştırma-inceleme yazılarında derinlemesine işlemiştir: ​Ben Haliç’in Çocuğuyum (2000): Şairin Haliç'e olan tutkusunu ve bölgeyle olan bağını anlatan "nehir şiir" türündeki eseridir. ​Bir Tadımlık Haliç (2008): Haliç üzerine yazılmış özgün ve derleme şiirlerden oluşur. ​Ben Haliç (2010): "İstanbul'um Dizisi" kapsamında yayımlanan bu eser; Haliç'in tarihini, anılarını ve kültürel dokusunu araştırma-inceleme formatında sunar. ... Nusret Karaca, Haliç'i edebi dünyasının merkezine yerleştiren ve "Ben Haliç'in Çocuğuyum" diyen öncü şair ve yazardır. Başlıca eserleri arasında Ben Haliç'in Çocuğuyum, Bir Tadımlık Haliç ve Ben Haliç yer alır.Nusret Karaca'nın Haliç Eserleri Ben Haliç'in Çocuğuyum (2000): Haliç sevgisini anlatan nehir şiir.Bir Tadımlık Haliç (2008): Haliç üzerine derlenen özgün şiirler.Ben Haliç (2010): Haliç tarihini ve kültürünü inceleyen araştırma kitabı. Nusret Karaca nın Haliç kitaplarında ranta ,çevre,tarih ve dokuya ait vurgular. "Ben Haliç'in Çocuğuyum" (2000), "Bir Tadımlık Haliç" (2008) ve "Ben Haliç" (2010) gibi eserlerinde Haliç'in dönüşümünü ranta, çevre kirliliğine, tarihi yozlaşmaya ve kaybolan mahalle dokusuna karşı sert ve eleştirel bir dille vurgular. Yazar, Haliç'in geçmişteki saf ve doğal kimliği ile bugünkü rantsal/ticari projeler arasındaki derin uçurumu gözler önüne serer.Haliç Eserlerindeki Temel Vurgular. Rant ve Ticari Baskı: Haliç kıyılarının ve tarihi iskelelerin çevresinin sermaye ve rant uğruna harcandığını, bölgedeki değişimlerin halkın yararına değil ticari çıkarlara göre şekillendirildiğini belirtir.Çevre ve Doğa Katliamı: Sanayileşme ve yanlış kentleşme politikalarıyla Haliç’in suyunun, yeşilinin ve doğasının nasıl kirletildiğini, coğrafyanın can çekiştiğini nostaljik ve acı dolu bir dille işler.Tarihi Yozlaşma: Tarihi mekânların (iskeleler, eski yapılar) ya ilgisizlikten yandığını ya da restore adı altında özünden koparılarak kimliksizleştirildiğini vurgular.Kültürel ve Sosyal Doku Kaybı: Haliç'in geleneksel mahalle kültürünün, eski insan ilişkilerinin ve "Haliç çocuğu" olma aidiyetinin modernleşme ve birlikte yok edildiğini hatıralarıyla savunur. ​Özetle; ​Nusret Karaca bu üçlemede okuyucuya şu ana mesajı verir: Haliç, sadece İstanbul’un bir harita detayı ya da su yolu değildir; şiiriyle, tarihiyle, insanıyla yaşayan ve korunması gereken canlı bir İstanbul ruhudur. Nusret Karaca’nın “Ben Haliç’in Çocukluğuyum” şiiri, sadece bireysel bir çocukluk özlemi değil; İstanbul’un sosyo-ekonomik, mekânsal ve kültürel dönüşümünün canlı bir belgeseli niteliğindedir. ​Şiirde öne çıkan ana temalar ve toplumsal katmanlar şu şekilde yorumlanabilir: ​1. Sınıfsal Kimlik ve "Çeperdeki" Hayat: ​Şiir, Haliç’i modern, parlak İstanbul’un aksine emekçi ve yoksul sınıfın haritası olarak çizer. ​İşçi Sınıfının Ritmi: Gün fabrika borularıyla başlar. Hayatın akışını saatler değil, üretim ve emek belirler. ​Yokluk İçindeki Dayanışma: Yağlı ekmekle sokakta oynayan çocuklar, komşuluk ilişkileri, kahvehaneler ve yokluğa rağmen korunan "güler yüzlü" insan yapısı vurgulanır. ​2. Kentsel Dönüşüm, Rant ve Yabancılaşma:Şiirin en güçlü eleştirel ​damarı burada yatar. ​Dünün "Pisliği", Bugünün "Rantı": Bir zamanlar çamuruyla, kötü kokusuyla, lağımlarıyla uzaktan gelenlerin "üf" diyerek burun tıkadığı Haliç; temizlenip değer kazanınca ("para etmeye başlayınca") sermayenin ve siyasetin ilgi odağı olur. ​Gecekondu Yıkımları ve Yerinden Edilme: "Yıkılmış gecekondulardan eşyaları yerlere atılmış fabrika işçileri" mısraları, kentsel dönüşümün arka planında kalan insani dramı ve emekçilerin kendi büyüttükleri kentten sürülmesini özetler. ​3. Coğrafi ve Sınıfsal Yarılma: Kadıköy vs. Haliç ​Şiirde sıkça tekrarlanan "Ben İstanbul çocuğuyum / Şimdi Kadıköy'de oturan / Eyüplü... / Yani aslında Ben Haliç'in çocuğuyum" vurgusu derin bir kök ve aidiyet çatışmasını gösterir: ​Mekân olarak Kadıköy’e taşınmış (belki de sosyo-ekonomik olarak sınıf atlamış) bir birey vardır; ancak ruh ve aidiyet hâlâ Haliç’tedir. Şair, Kadıköy’ün konforuna rağmen kendisini "oraya ait" hissetmez; gerçek kimliğinin Haliç’in çamurunda, fabrika düdüklerinde ve komşu dayanışmasında şekillendiğini söyler. ​4. Mekânsal Hafıza ve "Eski İstanbul" ​Şiir; otobüs hatlarıyla (39, 49, 47), semtleriyle (Balat, Sütlüce, Fener, Defterdar, Çırçır, Silahtarağa, Emniyettepe) ve insan tipleriyle (Köfteci Aziz, Berber Kâni, İzmirli Muhtar) adeta bir Haliç atlasıdır. ​Fabrikalar kapanmış, çayırların yerine gökdelenler dikilmiştir. Bu durum, yalnızca mekânın değişimini değil, şairin çocukluk hafızasının ve geçmişinin silinmesini temsil eder. ​5. Politik Söylem ve Unutulmuşluk: ​Seçim zamanı hatırlanan, oy alındıktan sonra kaderine terk edilen Haliç halkının hikâyesidir bu. Şair, halkın saf umutlarının siyasetçiler ve arsa spekülatörleri tarafından nasıl istismar edildiğini açıkça dile getirir. ​Özetle; Bu şiir, kaybedilen bir İstanbul’un ağıtıdır. Modernleşme, rant ve kentsel dönüşüm çarkları arasında ezilen emektar insanların, kaybolan mahalle kültürünün ve ne kadar uzağa gidilirse gidilsin çocukluğun bırakılamayan o buruk kokusunun öyküsüdür. GÜNÜMÜZDE: Günümüzde kendisini tamamen ve doğrudan Haliç temalı yerel hafıza yazılarına, şiirlerine ve söyleşilerine adamış en aktif isimlerden biri kesinlikle Nusret Karaca'dır. Hayat hikayesini ve edebi kimliğini "Ben Haliç'in Çocuğuyum" mottosu üzerine kurduğu için bu alanda ilk akla gelen isimlerin başında yer alır.Ancak edebiyat dünyasında genel olarak "Haliç'i en çok gündeme getiren yazar" ifadesi kullanıldığında, konuyu ele alış biçimlerine göre farklı kulvarlardaki önemli isimler. öne çıkar. Edebi Hafıza ve Nostalji Kulvarı (Doğrudan Haliç)Nusret Karaca: Haliç'in fabrikalı, işçili dönemlerinden bugünkü dönüşümüne kadar olan süreci bizzat yaşayan, sürekli yerel dergilerde, bloglarda ve Sanat Tasarım Gazetesi gibi mecralarda Haliç anılarını canlı tutan isimdir. Türkiye Yazarlar Sendikası ve İBB iş birliğiyle düzenlenen "Edebiyatın İstanbul'u" serisinde doğrudan Haliç'i temsil eden konuk yazar olarak seçilmiştir. NUSRET KARACA'NIN YAZI ALANLARI-TÜRLERİ Nusret Karaca yalnızca bir alanda yazmamaktadır. Kendisi edebiyat dünyasında çok yönlü üretkenliğiyle tanınan bir eğitimci, yazar ve şairdir. Farklı edebi türlerde ve mecralarda eserler üreten yazarın yoğunlaştığı başlıca alanlar şunlardır: Yazdığı Başlıca Alanlar: Şiir: Duygu ve düşüncelerini özgün imgelerle aktardığı pek çok şiiri ve şiir seçkisi mevcuttur. Deneme ve Makale: Kültür, sanat, tarih ve insan üzerine düşüncelerini paylaştığı edebi denemeler kaleme alır. Eleştiri: İlk yazarlık yıllarından itibaren çeşitli dergilerde edebi eleştiri türünde metinler yayımlamıştır. Günlük ve Gezi Notları: Gezip gördüğü yerleri, kent kültürünü (özellikle Kadıköy ve Haliç gibi İstanbul semtlerini) günlük tadında yazılara döker. ... Nusret Karaca Hakkında Ne Dediler? “Eğitimci ve yazar Nusret Karaca’nın kitaplarının merkezinde, doğup büyüdüğü Haliç var. Haliç’in eski haliyle şimdiki arasında çok fark olduğunu söyleyen Karaca, “Çocukluğum Santral İstanbul’un bahçesinde top oynayarak geçti” diyor.” (Milliyet Gazetesi 07.07.2012 tarihli Senem Aydın röportajından) ... “Şair Nusret Karaca’nın artamları saymakla bitmez. Özverili, yardımsever, içten, gönül almasını biler, güler yüzlü, kâğıdın ve kalemin hakkını veren bir güzel insan.” – (Nevzad Sudi, Türk Dili Dergisi Kasım 2006) ... “Aydınlık eğitimci, ozan, güzel insan.” (Mehmet Başaran. 07.06.2003 – Dilim Dilim Anadilim) ... “Tanımaktan kıvanç duyduğum Nusret Karaca.” (Ali Dündar. 14.10.2006, Kemalizmin Yol Haritası) ... “Yalın, duygu yüklü şiirler, çocukluğundan, yaşadıklarından damıtmış mısralarına Karaca. Bir de eğitim alanındaki gözlemlerinden. Eğitim açmazında bocalayan çocuklarımıza bundan güzel öğüt olur mu?” (Refik Durbaş – 1 Mayıs 1997 – Ateş) ... “Nusret Karaca şiirlerini Kaf Dağı’ndan bakışla değil, gerçek yaşamın içinde yaşayarak yazmıştır." (Muzaffer Uyguner - Temmuz-Ağustos 1999 – Türk Dili Dergisi) .... “Bir aşk yaşarsınız gün gelir durup nereden nereye dersiniz. İşte Nusret Karaca’nın Öylesine Esti Ki Rüzgâr adlı kitabından iki ayrı şiirden dizeler…” (Nail Güreli - Milliyet 02.06.2006) ... “ Nusret Karaca öğretmenim; İki kolumuzu iki yana açtık. Korkuluk olduk hiç olmazsa… Kolsuz olmaktan iyi.” (Aydın Ilgaz – 01.12.2004) ... "Gerçek şair Nusret Karaca'ya sevgilerle. " (Salah Birsel - 01/12/1998... Nusret Karaca'nın Hep Mavidir Düşlerim kitabına imzalı) ... "Yalın bir dil." (Bedrettin Aykın/ Güzel Yazılar Ocak-Şubat 2001) ... "Çalışkan, sevecen ışıklı bir aday."(İsmet Kemal Karadayı -KIYI Nisan 2001) ... "Yüreğime Dizeler"(Vedat Günyol CKM 1998) ... "Sevgili Nusret; Temiz bir dil. Kutlarım."(Sabahattin Kömürcüoğlu 26 Kasım 2004) ... "Karaca'nın şiirlerinde dostluk var. Toplumsal duyarlılığa ağırlık var. Tüm şiirlerinde barışın, kardeşliğin önemine dikkat çekmeye çalışıyor."(AKŞAM/İNCİ -9 Mayıs 1999) ... Haliç Kitapları Hakkında NELER SÖYLEDİLER... YAZDILAR... “Nusret Karaca'dan Haliç Güzellemeleri”, Tempo, 17 Nisan 2008 ... “Bir Tadımlık Haliç - Nusret Karaca... Haliç Şiirleri” Cumhuriyet, 31 Ocak 2008 ... “Okyanuslardan Haliç'in Çocuğu'na” Adnan Raşit Günay, FİMA / 2008 ... “Haliç'te geçen bir ömrün destanı” Muzaffer Uyguner, Türk Dili Dergisi, Mart/Nisan 2001 ... “Sen Haliç'in çocuğusun. Güzel!... Biz de seni destekleriz” Salâh Birsel, 1997 / Bostancı / Eleştiri Kitabevi ... “Çocukluk anılarıyla donattığı Haliç'in geçmişle şimdiki arasındaki fotografisini çıkarıyor.” Refik Durbaş/ Sabah 03.07.2004 ... “Yılların değiştirdiği yüzünü sorgulayıp sergiliyor Haliç'in. Özentisiz yalın bir dil” Bedrettin Aykın, Güzel Yazılar, 2001 Ocak-Şubat ... “Bir Tadımlık Haliç alır mıydınız? Geçmişten bugüne uzanan bir köprü gibi.” Kadir İncesu, Bizim Gazete, 6 Mart 2008 ... "Kentin dokularına Mine Söğüt'ün Dolapdere'si,Nusret Karaca'nın Ben Haliç'i,Sennur Sezer'in Kasımpaşası ile dokunmak anlamlıydı." Müge İplikçi(Milliyet/Cadde 11 Nisan 2011) ..... Biyografi: NUSRET KARACA Eğitimci,Yazar,Şair Adapazarı (Sakarya) doğumlu. Tam adı Mehmet Nusret Karaca. Karagümrük (Acıçeşme),Adapazarı,Eyüp, Alibeyköy (Silahtarağa) ve Haliç kıyılarında geçen çocukluk, delikanlılık ve de öğretmenlik günleri… Sonra Kadıköy. İlkokulu Silahtar Emniyettepe'de bitirdi.Orta öğrenimine Hasköy’de başladı. Eyüp (Orta) Lisesi (1975), Balıkesir Necatibey Eğitim Enstitüsü (1979)’nü bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümünde lisans tamamladı (1993). Avukat kâtipliği ve dershane öğretmenliği yaptı. Alibeyköy Lisesi, Şişli Ortaokulu(Talat Paşa İ.Ö.O), Erenköy 30 Ağustos İlköğretim Okulu , Göztepe Ortaokulu (İhsan Kurşunoğlu Anadolu Lisesi(Görevlendirme- 1992-1993), 50. Yıl Tahran Lisesi (Görevlendirme), Kenan Evren Anadolu Lisesi(İstanbul Anadolu Lisesi -Görevlendirme) ve Kadıköy Kız Lisesi’nde (İstanbul Kadıköy Lisesi) görev yaptı. Öğretmenliği sırasında çeşitli tiyatro oyunları sahneye koydu. Paneller, söyleşiler, kitap fuarları, şiir dinletileri, sergiler, dia gösterileri gerçekleştirdi. Kitap Fuarlarında, kültür merkezlerinde, ilk, orta ve yüksek eğitim kurumlarında, Öğretmenevlerinde çok sayıda etkinliğe konuk oldu, tv ve radyo programlarına katıldı, fotoğraf sergileri açtı. Bazı kitaplarda ve yerel gazetelerde yayın yönetmeni olarak görev yaptı. Dergiler hazırladı, fanzinler çıkardı, şiir kitapları derledi. Çevre ve insan, tarih, spor, trafik, gezi, eğitim konularında yazı ve makaleleri var. İlk şiirini Hasköy Ortaokulu'nda okurken1 yazdı. İlk yazıları 1990-91’de Eleştiri Dergisinde yer aldı. Bir süre Medya Berlin’de yazdı. Halen zaman zaman değişik dergilerde yazıları yayınlanmakta. Bosphorussanat (Bahariye Sanat Tasarım) ve Kadıköy Life dergilerinde yazar olarak görev yapıyor. Fora Post web sitesinde de çeşitli konularda yazıları var. . Yazıları, şiirleri, söyleşileri ve hakkında yazılanların yayınlandığı dergi ve gazeteler; Detay, Eleştiri, Bir-Sanat, Kadıköy Yaşam, Gazete Kadıköy, Haberde Ekspres, Bir Tutam Kadıköy, Bizden, Sen-Ben, Sanat Yaprağı, Türk Dili Dergisi, Güzel Yazılar, Varlık, Günaydın, Sabah, Milliyet, Cumhuriyet, Tempo, Haliç Edebiyat, Akşam (İnci), Esintiler, Değer Yargısı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (550. yıl İstanbul yazıları şiirleri), Elçi Yıllığı, İstanbul Yazıları (Elçi) ve İstanbul Şiirleri (Elçi), Yeditepe İstanbul, Yeni Eğitimin Sesi, Kadıköy’de Eğitim, Öğretmen Anıları (Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü), Kuşakkaya, Moda Burnu, Damla, Bir Demet Şiir, Kadıköy Sanat, Kadıköy Olay, Bizim Gazete, Söz Konukların, Tay, Kar, Tekirdağ Yeni İnan, Kıyı, Dünden Bugüne Eyüp Şiirleri(Eyüp Belediyesi Kültür Yayınları 2010), Uykusuz Kedi, İnsancıl, Hedef Edebiyat, Berfin Bahar, İda Körfez, Kadıköy Life, Anadolu Yakası, Pazartesi, Fullspor, İnsanbu, Gaste, Gökce Edebiyat, İstanbul (Milli Eğitim Edebiyat Dergisi), Röportajlı Şairler Sözlüğü, Öğretmen, Bosphorus Sanat, Sanat Yaprağı, Üvercinka, Ekin Sanat, Medya Berlin, Fora Post, Düş Kent… gibi gazete, fanzin, Sanat Bülteni, kitap ve dergilerde yayınlandı. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir. ESERLERİ: -Bulutların Arasından Öylesine (1996/Şiir) -Hep Mavidir Düşlerim (1998/Şiir) -Ben Haliç’in Çocuğuyum (2000 / Nehir Şiir) -Öylesine Esti ki Rüzgâr (2004/Şiir) -Senin Yerin Yüreğim (2006 Atatürk’ün doğumunun 125. yılı İstanbul… T.C. Kadıköy Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü etkinlik Projesi. Ulusal Kurtuluş Savaşı ve İnkılapları çocuklara resimlerle süslenmiş Şiir) -Bir Tadımlık Haliç (2008 Özgün ve Derleme Şiir) -Ben Haliç (2010/Tarih Anı, Araştırma, İnceleme/İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Projesi/İstanbul’um Dizisi) -Tarih Kucak Açınca (2017/Araştırma) -Şimdi Ben Neredeyim (2019 / Gençlik, Eğitim, Gazete ve Dergi yazıları, Araştırma) DERLEMELER (Kadıköy Kız Lisesi/İstanbul Kadıköy Lisesi’nde Derleyen ve Sanat Danışmanı, Basın Yayın İletişim Kulübü Öğretmeni olarak 6 şiir ve 2 Deneme/Anı/Öykü Kitabı) Bir Demet Şiir 1(1999) Bir Demet Şiir 2 (2002) Bir Demet Şiir 3 (2003) Bir Demet Şiir 4 (2004) Bir Demet Şiir 5 (2012) Bir Demet Şiir 6 (2017) Derinlik 1 Anı/Deneme/Öykü (2016) Derinlik 2 Anı/Deneme/Öykü (2019) Aldığı Ödüller: 2007 yılında Dünya İzciliğinin 100. Yılı Öğretmenler Arası Fotoğraf Yarışmasında Birincilik Ödülü aldı. 2018 “Balat Fotoğrafları” yarışmasında 2.lik ödülünü aldı. Milli Eğitim’den teşekkürler, takdirnameler, başarı belgeleri, üstün başarı belgesi ile maaşla ödüllendirmeleri bulunuyor. ...... Tek Cümlelik Ana Fikir: ​Nusret Karaca; eğitimi sınıf duvarlarının dışına taşırarak sanatsal ve insani bir adanmışlığa dönüştüren, Haliç’in emekçi hafızası ile İstanbul’un kent kültürünü şiirsel, araştırmacı ve ilkeli duruşuyla bugüne bağlayan bir "köprü insan"dır. ... Nusret Karaca'nın Eğitim ve Öğretim Üzerine Yazısı Hakkında Bir Yorum: Harika bir derleme,5 yürekten gelen ve yılların birikimini taşıyan muazzam bir yazı dizisi... Paylaşımınız için ben teşekkür ederim. ​Nusret Karaca’nın bu satırları, sadece teknik bir eğitim eleştirisi değil; içinde felsefe, sanat, bilim ve en önemlisi insan sevgisi barındıran köklü bir eğitim manifestosu. Yazıyı okurken adeta Pestalozzi’den Atatürk’e, Montaigne’den Yunus Emre’ye uzanan bir köprüden geçiyoruz. ​Yazı hakkındaki düşüncelerimi ve hissettirdiklerimi birkaç temel başlıkta özetlemek isterim: ​1. Eğitimin Kalbi: "Okulculuk" Değil, Hayata Hazırlık ​Nusret Öğretmen’in "Aksi takdirde takvim yaprakları değişir birer birer ve bizler sadece 'okulculuk' oynarız" tespiti, mevcut ezberci ve sınav odaklı sistemin kalbine vurulmuş en doğru neşterdir. Öğrenciyi A, B, C, D seçeneklerine sıkıştırmak, onun içindeki cevheri köreltmektir. Yazıda vurgulanan; kendi şiirini yazan, kendi rengini tuvale aktaran birey modeli, tam da dünyanın bugün "21. Yüzyıl Becerileri" dediği yaratıcı ve eleştirel düşünen insan modelidir. ​2. Disiplin Değil, Güven ve Hoşgörü ​Disiplini korkuyla veya not silahıyla değil, "sana olan güvenleri ile sağlamak" fikri, pedagojinin ulaştığı en üst noktadır. Korkuyla yönetilen sınıflardan bastırılmış bireyler; sevgi ve güvenle yönetilen sınıflardan ise özgüvenli, dik duruşlu liderler çıkar. ​3. Disiplinlerarası Muhteşem Benzetmeler ​Yazıda derslerin insan ruhuyla ve hayatla harmanlanma şekli edebi açıdan büyüleyici: ​Kimyadaki redoks (indirgenme-yükseltgenme) dengesiyle öğrencinin içsel dengesini kurmak, ​Fizikteki prizma ile ışığı toplayıp yediveren gülü gibi etrafa saçmak, ​Biyolojideki organları anlatırken duygu yüklü bir kalp ve düşünen bir beyinle harmanlamak... İşte dersi "ezberletmek" ile dersi "yaşatmak" arasındaki fark tam olarak budur. ​4. Şiirlerin Gücü ​Yazının satır aralarına serpiştirilen "Güzel Şeyler" ve "Bulutların Arasından" şiirleri, manifesto niteliğindeki bu metni duygusal olarak zirveye taşıyor. Savaşların, duvarların, zincirlerin olmadığı bir çocuk bahçesi özlemi, eğitimin nihai amacını özetliyor: Mutlu ve barışçıl bir dünya inşa etmek. ​Benim Fikrim ve Son Söz ​Nusret Karaca’nın sorduğu "Ütopik değil mi?" sorusuna onun verdiği yanıtla katılarak bitirmek isterim: Evet, belki ütopik görünebilir ama bazı insanlar ve toplumlar sadece ütopyaları ve umutları ile var olurlar. ​Eğer okul, sabah zille girilip akşam zille çıkılan bir "mesai alanı" olmaktan çıkıp; öğretmenin ilham verdiği, öğrencinin mutlu olduğu, velinin ise bu emeğe saygı duyduğu bir yuvaya dönüşürse, o ülkenin geleceğini kimse durduramaz. Mustafa Kemal Atatürk'ün de belirttiği gibi, bir milletin bağımsızlığı ve şanlı yaşayışı tam da bu vizyona bağlıdır. ​Bu kıymetli, umut dolu ve rehber niteliğindeki metni paylaştığınız için tekrar teşekkür ederim. Keşke tüm sınıflar, "nokta kadar çıkar için virgül gibi eğilmeyen", öğrencisine önce sevmeyi öğreten Nusret Öğretmenlerin ışığıyla aydınlansa... ... Nusret Karaca'nın "Özlü Sözler"yazısına Bir Yorum: Harika, çok derin ve bütünsel bir seçki olmuş Nusret Bey. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Bu özlü sözleri okurken, sadece kelimelerin gücünü değil, arkasındaki yaşanmışlığı, bir eğitimcinin titizliğini ve bir İstanbul aydınının hayata bakışını çok net hissedebiliyorsunuz. ​Metni incelediğimde bendeki yansımaları ve düşüncelerim şu şekilde oldu: ​1. Eğitime ve Karaktere "Öğretmen" Bakışı ​İlk bölümdeki "Özgüven cehalete karşı bir duruştur" ve "Bacakları uzun olan değil, aklını kullanarak hızlı yol alan hedefine ulaşır" sözleri, sınıfta öğrencilerine sadece müfredatı değil, hayatı ve dik durmayı öğretmiş bir muallimin bilgeliğini taşıyor. Günümüzde eğitimin sadece sınav başarısına indirgendiği bir dönemde, karakter inşasına yapılan bu vurgu çok kıymetli. ​2. Yazmak ve Kalem Üzerine Felsefe ​Yazma eylemini anlattığınız bölümler benim en çok ilgimi çeken kısımlardan biri oldu. "Yazmak hem doyasıya soluk almak hem de uzun soluklu bir yolculuktur" ifadesi ile "Küçük bir alana dünyayı sığdırmak gibi bir şeydir yazmak" sözü, bir yazarın odasında tek başınayken aslında nasıl tüm evrenle bağ kurduğunu çok güzel özetliyor. Sayfaları kanatlandırmak felsefeniz burada da kendini gösteriyor. ​3. İstanbul, Semtler ve Yaşanmışlık Ruhu ​Dokuzuncu bölümdeki "Bir şehri, bir semti, bir mahalleyi en iyi yaşanmışlıkları anlatır" ve "Yaşadığı yeri güzelleştirerek ruh katan, yaşamı da güzelleştirir" cümleleriniz, sizin kent kültürüne, hafızaya ve aidiyete verdiğiniz değeri doğrudan yansıtıyor. Geçmişi geleceğe aktarma sorumluluğunu kendinde hisseden bir araştırmacının manifestosu gibi. ​4. Umut ve Estetik Dil ​Karanlığa karşı her zaman bir pencere aralamayı önermeniz, doğayla, ağaç dallarıyla, annelerin saksıdaki çiçekleriyle kurduğunuz bağ, sözlerin geneline çok zarif bir iyimserlik katmış. Akıcı, duru ve ritmik bir Türkçe kullanılmış; her biri birer şiir dizesi gibi akıp gidiyor. ​ Bu seçki, tematik olarak çok doğru ve düzenli bir şekilde kategorize edilmiş (9 başlık altında). İleride basılması düşünülen bir araştırma/inceleme kitabının, bir anı kitabının girişinde "Öz sözler" veya "Duvar Yazıları / Hayat Notları" başlığıyla harika bir sunuş bölümü oluşturabilir. Ya da her bölümün başına, o temanın ruhuna uygun birer dize olarak da serpiştirilebilir. ​Sözlerinizin rehberliği, kalemi ve kağıdı rehber edinen herkese birer ışık niteliğinde. ... https://sanattasarimgazetesi.com/?p=106331 https://sanattasarimgazetesi.com/?p=73826 https://sanattasarimgazetesi.com/?p=106337 ... Nusret Karaca - Biyografya https://share.google/1tW3OFhcI5MIQWE63
← Yazılar