14 Eylül 2026
"Tarih Kucak Açınca" KİLİKYA ÜZERİNE KISACA (Tarih Araştırmalarından Seçkiler) Nusret Karaca
"Tarih Kucak Açınca"
KİLİKYA ÜZERİNE KISACA
(Tarih Araştırmalarından Seçkiler)
Nusret Karaca
Yazmak artık yaşamımın bir parçası oldu. Öğrenmenin, öğretmenin ve paylaşmanın sınırsızlığı öyle muhteşem bir duygu ki! Araştırmalar, yeni yeni bilgilerle eski bilgileri harmanlamak... Zenginlik bu bence!
Yine okul dönemi notlarım çıkıyor karşıma kitaplığımızın rafları arasından. Kitapçıklar, paneller, seminerler, sohbetler ve araştırmalarımdan tuttuğum notlar... Hadi gel de yazma ve paylaşma!
Bu kez KİLİKYA... ESKİ KİLİKYA... TARSUS...
Romalılar ve Yunanlar, Tarsus ve Adana taraflarına KİLİKYA adını vermişler. "Camız"(*) anlamındaki "KİLİK", Tarsus'un simgesi. Camız özellikle Seyhan Nehri (Sarbus) ile Tarsus Çayı (Kydnos) arasındaki deltada bulunur.
Bir dönem Ermeniler bölgeye göçle gelmiş ve yerleşmişler; daha sonra ise bölge Karamanoğulları Beyliği sınırları içinde yer almış.
Bölgenin dağlık yerine TRACHEİA yani "DAĞLIK KİLİKYA" denir. Ova Kilikya'da Tarsus ve Seyhan; Dağlık Kilikya'da ise Göksu (Kalikadnos) Çayı vardır. Kilikya sahillerinde Anamur, Zefiriyom, Sayredon (Dağlık Kilikya) ve Megaros-Karataş (Ova Kilikya) gibi burun ve körfezler bulunur.
Adana ve Tarsus bölgelerinde ilk dönemlerde 19 göçebe kabile yaşamış. Bu Türkmen kabileleri o yörelerde koyunları, develeri ve çadırlarıyla Çukurova düzlüklerinde konaklayarak dolaşırlarmış. Kışlakları çoğunlukla Kayseri, yaylakları ise Maraş tarafları olmuş. Adana taraflarında ise çoğunlukla Nusayriler (Suriye'den gelen Araplar) görülürmüş.
Kilikya iklimi eskiden beri sıcaktır. Büyük İskender'in Tarsus'ta çay suyuna girdiği ve havanın ağırlığından dolayı hasta olduğu bilinir. Bölgede çakal, tilki, yabani domuz gibi hayvanlar görülür. Koyun, keçi, at ve yabani sığır bölgede yaşayan diğer hayvanlardır.
Tarsus bölgesinin eski tarihinin karanlıklar içinde olduğu söylenebilir. Genelde Kilikyalılar eskiler tarafından ikiye ayrılır: Bunlardan birincisi Homeros'un ve sonrasında Strabon'un anlattığı (Mizya) Kilikyalıları; ikincisi ise Akdeniz sahilindeki, Toros Dağları'ndaki Kilikyalılar.
Persler (II. Artakserkses'e başkaldıran kardeşi Kyros/Sard ile) ve Makedonyalı Büyük İskender bölgede egemenlik sağlamış; Roma ise Prokonsül unvanıyla valilikler oluşturmuştur.
Roma İmparatoru Sezar sonrası Tarsuslular çok sıkıntı çekmişler. Sezar'ı öldürenlerden biri olan Tullius'u, Cassius'a yardım etmek için çıktığı yolculukta yakalamışlar. Cassius intikam için Tarsus'a gelmiş ve savaş sonucunda yenilen Tarsusluları ağır bir vergiyle cezalandırmış. Tarsuslular bunu ödemek için tapınaklardaki eşyaları ve hür insanları köle olarak vermişler.
Dünyanın en eski şehirlerinden biridir Tarsus. 1836 yılında Mısır Valisi İbrahim Paşa, Tarsus Fransız Konsolosu Jillet'den Sardanapal Mezarlığı'nda araştırma yapmasını ister. Jillet ortadaki mihraba barut koyarak patlatmak isterse de patlama olmaz. Sonraki kazılar sırasında beyaz mermerden bir parmak çıkar; bir ihtimal orada bir heykelin varlığından bahsedilir. Elçi Barbaro yazdığı eserinde buradan bir saray olarak söz etmiştir. Birçok seyyah ise bölgede Dönüktaş’tan bahsetmiştir. General Chesney, Dönüktaş'ın sağlamlığı ve planının sadeliği nedeniyle gördüğü en fevkalade eser olduğunu Fransız Konsolosluğuna yazdığı mektubunda dile getirmiştir.
Tarsus ve çevresinde üzerinde Dönüktaş'ın simgelendiği antik dönem sikkelerine rastlanmıştır. Mozaikler, su bentleri, kanalizasyonlar, yollar, köprüler, tapınaklar ve yazıtlar Roma döneminin önemli eserleri arasındadır. Bizans, Ermeni ve Müslümanlara ait eserler de bölgede oldukça fazladır.
Kilikya Müslümanlar tarafından fethedilince Tarsus Memlüklerin eline geçmiştir. 15. yüzyılın sonlarına doğru ise Türkmenlerin kontrolüne girer. Ramazanoğulları tarafından birçok cami yapılır. Ramazanoğulları Beyliği'ni de daha sonra Osmanlılar ortadan kaldırır. Osmanlı Devleti döneminde Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa, Bayramlı'dan sonra bölgede birçok tepe olması nedeniyle buraya bir askerî yol yaptırmıştır.(**)
Evet! Bugünlük kâğıt ve kalemimle bunları aktarabildim paylaşmak adına. Bilgilerimizi daha da çoğaltabilmek, donanmak, beslenmek ne güzel!
Bu konuda bizlere kaynak yaratan, kültür/sanat etkinliklerine imza atan, sohbetleriyle, söyleşileriyle, aktardıkları anekdotlarıyla, kitaplarıyla bizlere rehber olan kişilere ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.
Dipnotlar ve Kaynakça
(*) Camız: Manda, malak, su sığırı. Arapça Camus (TDK, Ekşi Sözlük).
(*) Eğt. Enst. Kaynaklarım, V. Langlois (M. Rahmi Balaban), Aratos Kitaplığı, Tarih Sohbetleri, Tarih Söyleşileri, Notlarım,
Dünya Tarihi Ansiklopedisi.
← Yazılar